Arama:

Kromatografi Varan 1

KROMATOGRAFİ VE YÖNTEMLERİ VARAN-1

Kromatografi, bir sâbit faz üzerinden hareketli faz geçirilerek, bir numûnedeki bileşenlerin dağılma ve adsorpsiyon gibi mekanizmalar yoluyla farklı zaman süreçlerinde taşınma ve ayrılması işlemidir. Kromatografi, bir karışımda bulunan maddelerin, biri   sabit diğeri hareketli faz olmak üzere birbirleriyle karışmayan iki fazlı bir sistemde ayrılması ve saflaştırılması yöntemidir.

Rus botanikçi Michael Tsvet, ilk kez 1903 yılında renkli bitki pigmentlerini ayırma amaçlı kromatografi yöntemeni kullanılmıştır. Yeşil yaparakların rengini veren klorofil o dönemde  Rus bilim adamının ilgisini çok çekiyordu. Ayrıca pek çok gaz ve sıvıyı yüzeyinde alıkoyan (Adsorblayan) maddelerin adsorblayıcı özelliğini bildiği gibi bir çok kimyasal yöntem biliyordu.

Tsvet, bir yaprağı posa haline gelinceye kadar ezdi. Posanın o anki rengi yeşildi. Posayı alkol içine koydu ve yeşil rengin kaybettiğini gözlemledi. Yani renk veren madde alkol tarafından tamamen adsorbe ettiğini gördü. Sonrasında bir cam tüpe, benzenle hafif nemlendirilmiş tebeşir tozu doldurdu. Klorofilli çözeltiyi bu tüpe boşalttı. Tebeşirin üst tabakasının yeşile döndüğünü gören bilimadamı, tüpteki tebeşirin üstüne damla damla benzen akıtarak yıkadı. Üstteki yeşil halka yavaş yavaş farklı renklerde bir sarı-yeşil, bir yeşil-mavi ve üç de farklı tonda sarı bant oluştuğunu gördü. Tvest’ in bu  hayranlıkla izlediği ayırım, kimyacılar için kromatograminin başlangıcıydı.

1903 yılında bulduğu bu yeni analiz yöntemine kromatografi adını verdi. Yunanca “renk yazma” anlamındadır. Aynı zamanda da bu yöntem yaptığı iş ile adı uyum içinde olan Tsvet, Rusça’ da renk alamına gelmektedir.

Kromatografik analiz yöntemleri günümüzde bir karışımı oluşturan türlerin ayrı ayrı

belirlenmesi (nitel analiz) ve karışımı oluşturan bileşenlerin miktar tayini (nicel analiz)

işlemlerini hayata geçiren ve en çok kullanılan aletli analiz (enstrümantal)  yöntemlerinden olmuştur.

Bu yöntem sayesinde birbirinden ayrılmaları, imkânsız gibi gözüken maddeleri de ayırmak mümkün hale gelecektir.

Kromatografi’ nin Sınıflandırılması;

  • Ayrılma Mekanizmasına Göre
    • Adsorpsiyon kromatografisi
    • Partisyon kromatografisi
    • İyon değiştirme kromatografisi
    • Jel filtrasyon (moleküler eleme) kromatografisi
    • İyon çifti kromatografisi
    • Afinite kromatografisi
  • Uygulama Biçimine Göre
    • Düzensel kromatografisi
      • Kağıt kromatografisi
      • İnce tabaka kromatografisi (TLC)
    • Kolon kromatografisi
      • Gaz kromatografisi (GC)
      • Yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC)
    • Faz Tiplerine Göre
      • Sıvı kromatografisi
        • Sıvı-Katı kromatografisi
        • Sıvı-Sıvı kromatografisi
      • Gaz kromatografisi
        • Gaz-Katı kromatografisi
        • Gaz-Sıvı kromatografisi

NOT: KROMATOGRAFİ VE YÖNTEMLERİ VARAN-2 yakında yayınlanacaktır.

REACH

REACH, (Registration, Evaluation, Authorisation and Restriction of Chemicals)

AB (Avrupa Birliği) ‘de kimyasal maddelere ile ilgili bir çok mevzuatı bir araya getirerek toplayan bir AB tüzüğüdür.

REACH Tüzüğü, AB Resmi Gazetesi’nin 30 Aralık 2006 tarih ve L396 sayılı nüshasında, son haliyle ise 29 Mayıs 2007 tarih ve L136 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Söz konusu tüzüğe göre, AB üye ülkelerinde faaliyet gösteren ve yılda bir tondan fazla kimyasal madde üreten veya ithal eden firmaların, söz konusu kimyasal maddeleri, AB örgütlenmesi içinde yer alan “Avrupa Kimyasallar Ajansı” yönetimindeki merkezi bir veri tabanına kaydettirmeleri zorunlu bulunmaktadır. Bu tüzük 18 Aralık 2006 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ve 1 Haziran 2007’de yürürlüğe girmiştir.

*** REACH, Avrupa Birliğine yapılan tüm kimyevi madde ihracatımızı doğrudan etkilemektedir.

 

REACH dört temeli esas alır;

  1. Kimyasalların Kaydı (Registration): Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere, yılda bir ton veya daha fazla kimyasal madde ihraç ediyorsanız, ihraç ettiğiniz her bir madde başına ithalatçınız veya AB’ deki tek temsilciniz kanalıyla bir kayıt dosyasının (dossier) Avrupa Kimyasallar Ajansı sunulması gerekmektedir. Kayıt işleminin yerine getirilmemesi ürünlerinizin AB’ye ihraç edilmesine engel olabilir. REACH yürürlüğe girdikten sonra, firmanız hâlihazırda AB pazarında satışı olmayan yeni bir kimyasal maddeyi ihraç edecekse, öncelikle kayıt işleminin yapılması ve maddeye ilişkin kayıt dosyasının Avrupa Kimyasallar Ajansına sunulması gerekmektedir. Yeni bir kimyasal madde ancak kayıt işleminin yapılması koşuluyla AB pazarına verilebilecektir. Eğer AB’ ye ihraç edeceğiniz madde hali hazırda AB pazarında yer alan bir madde ise, ön kayıt yapmış olmak şartı ile, 2018 yılına kadar devam edecek geçiş periyotlarından faydalanabilirsiniz.
  2. Değerlendirme (Evaluation):Kaydı yapılmış tüm madde dosyaları, kayıt yükümlülüklerine uygunluk yönüyle, Avrupa Kimyasallar Ajansı tarafından değerlendirmeye tabi tutulabilecektir. Ayrıca bazı kimyasallar, insan sağlığı ve çevre üzerinde risk taşıması şüphesiyle Ajans tarafından değerlendirmeye tabi tutulabilir.
  3. İzin (Authorisation): Değerlendirme sürecinde olduğu gibi, izin aşaması da bazı maddeleri kapsamaktadır. İzin işlevi, çok tehlikeli kimyasal maddelerin (ör: § EINECS hakkında bilgiye broşür sonunda yer alan tanımlamalar kısmından ulaşılabilir. Kanserojen maddeler, veya doğada biriken maddeler gibi) kullanım veya pazara sürülmesi durumunda gündeme gelmektedir. Bir kimyasal madde “İzne Tabi Maddeler” listesinde yer alırsa, söz konusu maddenin piyasaya sürülme aşamasında Ajans’tan izin alınması zorunludur. “İzne Tabi Maddeler” listesi REACH Tüzük metninde Ek 14’te (ANNEX 14) yer almaktadır. Söz konusu liste şu anda boştur ve ön-kayıt sürecinin tamamlanmasından sonra Avrupa Kimyasallar Ajansı tarafından kamuoyuna duyurulur.
  4. Kısıtlama (Restriction):Kimyasal maddelerin bazıları AB pazarında kullanılması veya pazara sürülmesi, ECHA (Avrupa Kimyasallar Ajansı) tarafından yapılacak değerlendirme sonucu kısıtlanabilir veya tamamıyla yasaklanabilir.

İŞLETME PERSONEL POLİTİKASI

İşletmeler ihtiyaç durumlarına göre personel alabilir ya da çıkarabilirler.

Personel durumunu özetlersek;

  1. Personel alımı; işletmelerin daha çok iş gücünü, verimliliğini, üretim kapasitesini arttırmak gibi nedenler için personel alımında bulunurlar.
  1. Personel çıkarmaları; işletmelerin genellikle küçülmelerinden kaynaklı, tasarruf hesapları, iş gücünü doğru kullanma, performans durumu gibi etkenlerle çalışanlarla ilişkilerini keserler.
  1. Personel istifası; çalışanlar çalıştıkları firmadan daha iyi şartlarda olan başka firmaları tercih etmeleri veya hazır çalıştığı firmada istediği çalışma ortamının olmaması nedeniyle memnunsuzluktan dolayı mecburiyetten kendi isteği ile ayrılması durumudur.

Göründüğü gibi birçok etkenler işveren ile işçi arasını neticelendirir.

Personel sirkülasyonu işletmenin “Personel Politikasını” göstermektedir.

Her ne kadar işletme içindeki mevcut personel sayısı ile ne sebep olursa olsun işten ayrılanlar arasında yıldan yıla büyük değişmeler gösterse bile personel politikasını öğrenebiliriz.

Personel giriş-çıkışını özetlediğimize göre işletmenin Personel Politikasını tespit edebiliriz. Bunu  “Personel Devir Oranı Hesabı” formülü ile bulabiliriz. Formülü işletmenin belli dönemlerinde; aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık gibi dönem dönem hesaplayarak kullanabiliriz.

Personel devir oranını hesaplarken öncelikle bulamamız gereken ortalama personel sayısıdır. Hangi dönemi hesaplayacaksak o döneme ait ortalama çalışan sayısını formüle eklemeliyiz.

Örnek olarak bir yılı baz alırsak (Ocak-Aralık);

Ocak ayında çalışan sayısı = 200

Aralık ayında çalışan sayısı= 210

Buna göre;

Ortalama Personel Sayısı = ( 200 + 210 ) / 2 = 205 dir.

Personel Devir Oranı Formülü;

Personel devir oranı formülü, işletmeden ayrılanlar ile işletmede hazırda olan mevcut ortalama çalışan sayısı oranıdır.

Bu formülden çıkacak sonucun yüksek olması şirket açısından her zaman tehlikeli olmuştur. Bu durum hem işletmenin prestiji hem de maliyet gücü olarak büyük tehlike teşkil eder.

Önemli olan şu ki belli bir oranda personel giriş-çıkışı işletme için bir hareketlilik gibi gözükse bile, aşırı personel giriş-çıkışı arzu edilmeyen bir durumudur.

Böyle bir durumla karşılaşan işletmelerde; mevcut çalışanlar içinde motivasyon düşüklüğü ve gelecek kaygısı oluşurken işletme içinde yeniden insan gücü, işe alıştırma, oryantasyon süreci, deneyim eksikliğinden çıkan kaliteli iş farkı ya da iş kazaları ve işletme maliyetinde artış gözükür.

Ne demiş atalarımız;

“evvel hesap, sonra kasap”

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights