Arama:

Avrupa Normlarına Uyumluluğun Göstergesi “CE”

CE 

Aynı teknik standartlarda üretim yapılmasını amaçlayarak, Avrupa Birliği başta olmak üzere diğer üye Ülkeler arasında üretim standartlarını belirlemek amacıyla çeşitli teknik sistemler geliştirmiştir.

CE işareti de bunlardan biri;

Fransızca olarak “Conformité Européenné”

İngilizce olarak  “Conformity of Europe”

Türkçe olarak da  “Avrupa Normlarına Uygunluk”

Sözcükleri ile ifade edilen CE , zorunlu olmamakla beraber 1995 yıllından başlayarak, Avrupa Birliği Ülkelerine İTHAL edilecek ürünlerde  Avrupa Birliği normlarına uygunluk anlamına gelen “CE” işareti sorgulanmaya ve aranmaya başlamıştır.

Avrupa Birliği normlarına uygun anlamına gelen “CE” işaretli ürenler, ürünün belirtilen normlardaki direktiflerce üretilip pazarlandığı anlamındadır.

CE işareti ürünün garanti belgesi niteliğinde değil, ürünün kalitesinin başladığı başlangıç seviyesini gösteren Avrupa Birliği ülkelerince geçerliliği olan ürünün üzerine vurulan işarettir.

Avrupa Ülkelerine ihraç edilen her ürünün üzerinde CE işareti olmalıdır.

CE işareti taşıyan ürünler, Avrupa Ülkelerinde serbestçe dolaşım ve pazarlanmasında olanak sağlar.  Avrupa normlarının altında olan ürünler kalitesiz ürünler kategorisinde değerlendirilir.

“Hangi ürünlerde CE işareti olmalıdır?”

CE işareti taşıması zorunlu olan ürünler ve bağlı olduğu sorumlu kurumlara baktığımızda;

  • Alçak gerilim cihazları – Low voltage equipment (73/23/EEC;93/68/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Basit basınçlı kaplar – Simple pressure vessels (87/404/EEC;90/488/EEC;93/68/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Oyuncaklar – Toys (88/378/EEC;93/68/EEC) – Sağlık Bakanlığı
  • İnşaat malzemeleri – Construction products (89/106/EEC;93/68/EEC – Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
  • Elektromagnetik uygunluk – Electromagnetic compatibility (89/336/EEC;92/31/EEC;93/68/EEC) (98/13/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Makinalar – Machinery (98/37/EC – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Kişisel korunma donanımları – Personal protective equipment (89/686/EEC;93/68/EEC;93/95/EEC;96/58/EC – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
  • Otomatik olmayan tartı aletleri – Non-automatic weighing instruments (90/384/EEC;93/68/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Aktif implante edilen tıbbi cihazlar – Active implantable medical devices (l90/385/EEC;93/42/EEC;93/68/EEC) – Sağlık Bakanlığı
  • Gaz Yakan Aletler – Gas appliances (90/396/EEC;93/68/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Sıcak su kazanları – Hot water boilers (92/42/EEC;93/68/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Sivil kullanım için patlayıcılar – Civil explosives (93/15/EEC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Tıbbi cihazlar – Medical devices (93/42/EEC;98/79/EC) – Sağlık Bakanlığı
  • Patlayıcı ortamlarda Kullanılan Ekipmanlar – Equipment and protective systems intended for use in Potentially explosive atmospheres (94/9/EC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Gezi Amaçlı Tekneler – Recreational craft (94/25/EC) – Denizcilik Müsteşarlığı
  • Asansörler – Lifts (95/16/EC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Dondurucular – Household electric refrigerators, freezers and combinations (96/57/EC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Basınçlı kaplar – Pressure equipment (97/23/EC) – Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
  • Telekomünikasyon terminal cihazları – Telecommunications terminal equipment (98/13/EC) – Telekomünikasyon Kurumu
  • In vitro diagnostik tıbbi cihazlar – In vitro diagnostic medical devices 98/79/EC) – Sağlık Bakanlığı
  • Radyo ve telekomunikasyon terminal cihazları – Radio and telecommunications terminal equipment (99/5/EC) – Telekomünikasyon Kurumu

Yani sağlık, güvenlik, çevre ve tüketiciyi korumaya yönelik tüm ürünlerde CE işaretinin bulunması gerekir.

Nihai ürün üreticilerinde durum biraz farklı, bu tür üreticilerin kullanmak üzere ürettikleri ürünlerin üzerinde CE işareti olmayacaktır. Ancak “Üretici Beyanı” ile gerekli, tüm koşulların yerine getirildiğini gösteren teknik dosya ve üretici beyanı ile ürünleri CE koşullarına uygun ürettiklerini belirmiş olacaklardır. Bu şekilde Nihai ürün üreticileri yan ürün üreticilerinden aldıkları bu beyanları kendi hazırladıkları teknik dosyaya ilave etmiş olurlar. Oluşabilecek ürün ile ilgili sorunlar karşısında ürün sorumluluğu nihai ürün üreticisinde olmakla birlikte yan ürünler ile ilgili oluşabilecek sorunlar karşısında nihai ürün üreticisi, ürün beyanı sayesinde hukuki haklarını koruya bileceklerdir.

“Üzerinde CE işareti olan bir üründen zarar gördüyseniz”

Eğer üzerinde CE işareti olan her hangi bir üründen zarar gördüğünüze eminseniz. Bunun bedelini üreticiye çok ağır olur. Çünkü CE belgesi Avrupa Birliği normlarının uygunluğunu gösteren bir işaret olduğu için üretici, zararın yanlış kullanımdan kaynaklandığını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer tüketiciden kaynaklı bir sorun yoksa tüketici yüksek miktarlarda tazminat alma hakkı kazanır.

 

Kaliteli ürünler üretme, satma, alma ve kullanma dileği ile..

 

 

 

Kromatografi Varan 2

KROMATOGRAFİ VE YÖNTEMLERİ VARAN-2

AYRILMA MEKANİZMASINA GÖRE;

  1. Adsorpsiyon Kromatografisi;

Bir karışımda bulunan sıvı veya gaz halindeki maddelerin katı faz üzerine tutulmasıdır. Adsorpsiyon kromatografisi ise örnek bileşenlerinin dolgu maddesinin yüzeyide farklı olarak tutunmaları sonucu meydana gelen bir ayırma işlemidir.

Adsorpsiyon kromatografisi moleküllerin katı bir yüzeye yapışması, tek molekül tabakasından oluşan bir yüzey tabakasının oluşması halidir.

Sabit faz, haraketsiz durgun fazdır. Sabit fazın özellikleri arasında; numunedeki ayrılması gereken bileşenleri parçalamamalı, kimyasal reaksiyona girmemeli, adsorbsiyon kapasitesi yüksek olmalı ve adsorpladıkları maddeleri rahatlıkla geri vermelidir.

Haraketli faz ise, sabit faz üzerinde haraket ederek numunenin bileşenlerine ayrılmasını sağlayan fazdır.

Faz tiplerine göre;

  • Sıvı-Sıvı, kolon ve ince tabaka kromatografisi
  • Gaz-Sıvı, gaz kromatografisi (GC)

 

  1. Dağılma (Partisyon) Kromatografisi;

Dağılma kromatografisinde; maddeler sıvı olan sabit faz ile sıvı veya gaz olan hareketli faz arasındadır.

Faz tiplerine göre;

  • Sıvı-Sıvı, kolon ve kağıt kromatografisi
  • Sıvı, Gaz, kolon ve gaz kromatografisi

 

  1. İyon Değiştirme Kromatografisi;

Maddelerin iyonik grupları ile iyon değiştiricideki iyonik grupların eşdeğer miktarlarının karşılıklı yer değiştirmesi esasına dayanır.

Kullanılan iyon değiştiricinin anyon veya katyon aktarmasına göre sırasıyla “ Anyon Değiştirme Kromatografisi” veya “Katyon Değiştirme Kromatografisi” olarak adlandırılır.

İyon değiştirmeyi etkileyen faktörler arasında, hareketli faz değişimi, hareketli faz PH’ ı ve kompleks oluşturucu etkiler vardır

İyon değiştirme kromatografisi genelde, ayrılmaları güç olan bazı iyonları ve asitlerde, aminoasitlerde, seyreltik iyon çözeltilerin deriştirmesinde, asit ve baz elde edilmesinde uygulanır.

  1. Jel Filtrasyon ( moleküler eleme ) Kromatografisi;

Birden fazla moleküllerin karışmış halini ele alırsak. Bu moleküllerin moleküllerini ayırmak için molekül büyüklüğüne göre ayırmak gereklidir. Molekül büyüklüğüne göre ayrıma işlemine “Jel Filtrasyon Kromatografisi” denilir.

  1. İyon Çifti Kromatografisi;

İyonlaşabilen asidik ve bazik maddelerin ayrılmasında kullanılan bir yöntemdir. Hareketli faza ilave edilen iyon çifti sabit faz tarafından adsorblanılarak iyonize olmuş maddeler bu iyon çiftleriyle iyonik etkileşime girerek birbirinden ayrılmış olurlar.

  1. Afinite Kromatografisi;

Seçiciliği fazla olan bu yöntem kromatografi yöntemleri arasında tercihler arasındadır. Proteinlerin saflaştırılmasında kullanılan bu yöntem ile kolonun dolgu maddesine, seçici protein ile kompleks yapabilen bir ligand bağlanır. Ligand ile kompleks yapan seçici protein, katı desteğe bağlanarak kolonda tutulurken, serbest proteinler kolondan ayrılmış olurlar.

 

NOT: KROMATOGRAFİ VE YÖNTEMLERİ VARAN-3 yakında yayınlanacaktır.

Kromatografi Varan 1

KROMATOGRAFİ VE YÖNTEMLERİ VARAN-1

Kromatografi, bir sâbit faz üzerinden hareketli faz geçirilerek, bir numûnedeki bileşenlerin dağılma ve adsorpsiyon gibi mekanizmalar yoluyla farklı zaman süreçlerinde taşınma ve ayrılması işlemidir. Kromatografi, bir karışımda bulunan maddelerin, biri   sabit diğeri hareketli faz olmak üzere birbirleriyle karışmayan iki fazlı bir sistemde ayrılması ve saflaştırılması yöntemidir.

Rus botanikçi Michael Tsvet, ilk kez 1903 yılında renkli bitki pigmentlerini ayırma amaçlı kromatografi yöntemeni kullanılmıştır. Yeşil yaparakların rengini veren klorofil o dönemde  Rus bilim adamının ilgisini çok çekiyordu. Ayrıca pek çok gaz ve sıvıyı yüzeyinde alıkoyan (Adsorblayan) maddelerin adsorblayıcı özelliğini bildiği gibi bir çok kimyasal yöntem biliyordu.

Tsvet, bir yaprağı posa haline gelinceye kadar ezdi. Posanın o anki rengi yeşildi. Posayı alkol içine koydu ve yeşil rengin kaybettiğini gözlemledi. Yani renk veren madde alkol tarafından tamamen adsorbe ettiğini gördü. Sonrasında bir cam tüpe, benzenle hafif nemlendirilmiş tebeşir tozu doldurdu. Klorofilli çözeltiyi bu tüpe boşalttı. Tebeşirin üst tabakasının yeşile döndüğünü gören bilimadamı, tüpteki tebeşirin üstüne damla damla benzen akıtarak yıkadı. Üstteki yeşil halka yavaş yavaş farklı renklerde bir sarı-yeşil, bir yeşil-mavi ve üç de farklı tonda sarı bant oluştuğunu gördü. Tvest’ in bu  hayranlıkla izlediği ayırım, kimyacılar için kromatograminin başlangıcıydı.

1903 yılında bulduğu bu yeni analiz yöntemine kromatografi adını verdi. Yunanca “renk yazma” anlamındadır. Aynı zamanda da bu yöntem yaptığı iş ile adı uyum içinde olan Tsvet, Rusça’ da renk alamına gelmektedir.

Kromatografik analiz yöntemleri günümüzde bir karışımı oluşturan türlerin ayrı ayrı

belirlenmesi (nitel analiz) ve karışımı oluşturan bileşenlerin miktar tayini (nicel analiz)

işlemlerini hayata geçiren ve en çok kullanılan aletli analiz (enstrümantal)  yöntemlerinden olmuştur.

Bu yöntem sayesinde birbirinden ayrılmaları, imkânsız gibi gözüken maddeleri de ayırmak mümkün hale gelecektir.

Kromatografi’ nin Sınıflandırılması;

  • Ayrılma Mekanizmasına Göre
    • Adsorpsiyon kromatografisi
    • Partisyon kromatografisi
    • İyon değiştirme kromatografisi
    • Jel filtrasyon (moleküler eleme) kromatografisi
    • İyon çifti kromatografisi
    • Afinite kromatografisi
  • Uygulama Biçimine Göre
    • Düzensel kromatografisi
      • Kağıt kromatografisi
      • İnce tabaka kromatografisi (TLC)
    • Kolon kromatografisi
      • Gaz kromatografisi (GC)
      • Yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC)
    • Faz Tiplerine Göre
      • Sıvı kromatografisi
        • Sıvı-Katı kromatografisi
        • Sıvı-Sıvı kromatografisi
      • Gaz kromatografisi
        • Gaz-Katı kromatografisi
        • Gaz-Sıvı kromatografisi

NOT: KROMATOGRAFİ VE YÖNTEMLERİ VARAN-2 yakında yayınlanacaktır.

REACH

REACH, (Registration, Evaluation, Authorisation and Restriction of Chemicals)

AB (Avrupa Birliği) ‘de kimyasal maddelere ile ilgili bir çok mevzuatı bir araya getirerek toplayan bir AB tüzüğüdür.

REACH Tüzüğü, AB Resmi Gazetesi’nin 30 Aralık 2006 tarih ve L396 sayılı nüshasında, son haliyle ise 29 Mayıs 2007 tarih ve L136 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Söz konusu tüzüğe göre, AB üye ülkelerinde faaliyet gösteren ve yılda bir tondan fazla kimyasal madde üreten veya ithal eden firmaların, söz konusu kimyasal maddeleri, AB örgütlenmesi içinde yer alan “Avrupa Kimyasallar Ajansı” yönetimindeki merkezi bir veri tabanına kaydettirmeleri zorunlu bulunmaktadır. Bu tüzük 18 Aralık 2006 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ve 1 Haziran 2007’de yürürlüğe girmiştir.

*** REACH, Avrupa Birliğine yapılan tüm kimyevi madde ihracatımızı doğrudan etkilemektedir.

 

REACH dört temeli esas alır;

  1. Kimyasalların Kaydı (Registration): Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere, yılda bir ton veya daha fazla kimyasal madde ihraç ediyorsanız, ihraç ettiğiniz her bir madde başına ithalatçınız veya AB’ deki tek temsilciniz kanalıyla bir kayıt dosyasının (dossier) Avrupa Kimyasallar Ajansı sunulması gerekmektedir. Kayıt işleminin yerine getirilmemesi ürünlerinizin AB’ye ihraç edilmesine engel olabilir. REACH yürürlüğe girdikten sonra, firmanız hâlihazırda AB pazarında satışı olmayan yeni bir kimyasal maddeyi ihraç edecekse, öncelikle kayıt işleminin yapılması ve maddeye ilişkin kayıt dosyasının Avrupa Kimyasallar Ajansına sunulması gerekmektedir. Yeni bir kimyasal madde ancak kayıt işleminin yapılması koşuluyla AB pazarına verilebilecektir. Eğer AB’ ye ihraç edeceğiniz madde hali hazırda AB pazarında yer alan bir madde ise, ön kayıt yapmış olmak şartı ile, 2018 yılına kadar devam edecek geçiş periyotlarından faydalanabilirsiniz.
  2. Değerlendirme (Evaluation):Kaydı yapılmış tüm madde dosyaları, kayıt yükümlülüklerine uygunluk yönüyle, Avrupa Kimyasallar Ajansı tarafından değerlendirmeye tabi tutulabilecektir. Ayrıca bazı kimyasallar, insan sağlığı ve çevre üzerinde risk taşıması şüphesiyle Ajans tarafından değerlendirmeye tabi tutulabilir.
  3. İzin (Authorisation): Değerlendirme sürecinde olduğu gibi, izin aşaması da bazı maddeleri kapsamaktadır. İzin işlevi, çok tehlikeli kimyasal maddelerin (ör: § EINECS hakkında bilgiye broşür sonunda yer alan tanımlamalar kısmından ulaşılabilir. Kanserojen maddeler, veya doğada biriken maddeler gibi) kullanım veya pazara sürülmesi durumunda gündeme gelmektedir. Bir kimyasal madde “İzne Tabi Maddeler” listesinde yer alırsa, söz konusu maddenin piyasaya sürülme aşamasında Ajans’tan izin alınması zorunludur. “İzne Tabi Maddeler” listesi REACH Tüzük metninde Ek 14’te (ANNEX 14) yer almaktadır. Söz konusu liste şu anda boştur ve ön-kayıt sürecinin tamamlanmasından sonra Avrupa Kimyasallar Ajansı tarafından kamuoyuna duyurulur.
  4. Kısıtlama (Restriction):Kimyasal maddelerin bazıları AB pazarında kullanılması veya pazara sürülmesi, ECHA (Avrupa Kimyasallar Ajansı) tarafından yapılacak değerlendirme sonucu kısıtlanabilir veya tamamıyla yasaklanabilir.

İŞLETME PERSONEL POLİTİKASI

İşletmeler ihtiyaç durumlarına göre personel alabilir ya da çıkarabilirler.

Personel durumunu özetlersek;

  1. Personel alımı; işletmelerin daha çok iş gücünü, verimliliğini, üretim kapasitesini arttırmak gibi nedenler için personel alımında bulunurlar.
  1. Personel çıkarmaları; işletmelerin genellikle küçülmelerinden kaynaklı, tasarruf hesapları, iş gücünü doğru kullanma, performans durumu gibi etkenlerle çalışanlarla ilişkilerini keserler.
  1. Personel istifası; çalışanlar çalıştıkları firmadan daha iyi şartlarda olan başka firmaları tercih etmeleri veya hazır çalıştığı firmada istediği çalışma ortamının olmaması nedeniyle memnunsuzluktan dolayı mecburiyetten kendi isteği ile ayrılması durumudur.

Göründüğü gibi birçok etkenler işveren ile işçi arasını neticelendirir.

Personel sirkülasyonu işletmenin “Personel Politikasını” göstermektedir.

Her ne kadar işletme içindeki mevcut personel sayısı ile ne sebep olursa olsun işten ayrılanlar arasında yıldan yıla büyük değişmeler gösterse bile personel politikasını öğrenebiliriz.

Personel giriş-çıkışını özetlediğimize göre işletmenin Personel Politikasını tespit edebiliriz. Bunu  “Personel Devir Oranı Hesabı” formülü ile bulabiliriz. Formülü işletmenin belli dönemlerinde; aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık gibi dönem dönem hesaplayarak kullanabiliriz.

Personel devir oranını hesaplarken öncelikle bulamamız gereken ortalama personel sayısıdır. Hangi dönemi hesaplayacaksak o döneme ait ortalama çalışan sayısını formüle eklemeliyiz.

Örnek olarak bir yılı baz alırsak (Ocak-Aralık);

Ocak ayında çalışan sayısı = 200

Aralık ayında çalışan sayısı= 210

Buna göre;

Ortalama Personel Sayısı = ( 200 + 210 ) / 2 = 205 dir.

Personel Devir Oranı Formülü;

Personel devir oranı formülü, işletmeden ayrılanlar ile işletmede hazırda olan mevcut ortalama çalışan sayısı oranıdır.

Bu formülden çıkacak sonucun yüksek olması şirket açısından her zaman tehlikeli olmuştur. Bu durum hem işletmenin prestiji hem de maliyet gücü olarak büyük tehlike teşkil eder.

Önemli olan şu ki belli bir oranda personel giriş-çıkışı işletme için bir hareketlilik gibi gözükse bile, aşırı personel giriş-çıkışı arzu edilmeyen bir durumudur.

Böyle bir durumla karşılaşan işletmelerde; mevcut çalışanlar içinde motivasyon düşüklüğü ve gelecek kaygısı oluşurken işletme içinde yeniden insan gücü, işe alıştırma, oryantasyon süreci, deneyim eksikliğinden çıkan kaliteli iş farkı ya da iş kazaları ve işletme maliyetinde artış gözükür.

Ne demiş atalarımız;

“evvel hesap, sonra kasap”

MARKALAŞMAYA GİDEN YOL…

Marka genel olarak, üreticilerin ve satıcıların ürün ya da hizmetlerinin kendilerine ait olduğunu belirten ve diğer rakip firmalardan farklı oğlunu gösteren simgedir.

“Marka işletmenin kimliğini yansıtır”

Markanın tarihine baktığımızda; markanın tanımından da yola çıkarak sadece ticari değil mülkiyet olarak ta tarihte karşımıza seramiklerin üzerine yapılan işaretler, hanedan armaları, eski çağlardaki vazoların, tabaların, küplerin, çanakların ve çömleklerin üzerinde rastlanan semboller, hayvanların üzerine basılan damgalar gibi birçok örnek görmek mümkündür.

Markaların korunmasına ilişkin en son düzenleme, 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren ve halen uygulanmakta olan 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır. Bu kararnameye göre marka resmi olarak, “ bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil; özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajı gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret” olarak tanımlanmaktadır.

Amerika Pazarlama Derneğine göre marka, satıcı veya satıcı grubunun ürün ve hizmetlerini tanımlamayı ve rakiplerinden ayrıştırmayı amaçlar. Markalar kullandıkları isim, simge ve çeşitli tasarım kombinasyonlardan oluşur.

İşletmeciler tarafından marka işletmenin kimliği açısından göründüğü gibi halk tarafından da marka “kaliteli ürün veya hizmet” anlamındadır.

Markanın tescil edilmesi işletmeler açısından çok önemlidir. İşletme marka tescili yaptırmış ise; bulunduğu ülkede ya da Uluslar arası platformda örgütün isim, reklam, şekil, harf, sözcük grubu, sembol, renk ve tasarım dizaynlarını korumuş olur.

 “Peki Markalaşma nasıl olacak!”

Her firma kendi markasını oluşturabilir ama markalaşma yani yapılan işte diğer rakiplerine göre ayırt edilme işte bu en önemlisi bunun için de yapılan işte süreklilik büyük önem taşır. Firma kendi markasını oluşturduktan sonra markalaşmak için önemli bir yol izlemeli ve ayırt edeci özelliklerini korumalıdır.  İşletme kendi markasını koruyarak “tutarlı” bir yol izlemelidir.

“Markalaşmada tutarlılık önemlidir”

 

Marka oluşumunda ve devamlılığında;

  • Marka isimlerinde oluşturulan ismin taşıdığı misyon ön plandadır.
  • Marka ismi oluşturulurken kullanılan renkler, eğer rakip firma varsa rakip firmalarının kullandığı renklerin tam tersi bir renk kullanmak ayrıcalık açısından tercih edilmelidir.
  • Kalite, marka için olmazsa olmazdır.
  • Reklam faktörü, tanıtım gücü markanın bilinirliği ve devamlılığı için önemlidir.
  • İstikrarlı ilerlemeli ve tutarlılığını göstermelidir.
  • Markalaşma da ilk olmak önem taşır ama eğer ilk değilseniz bulunduğunuz sektörde kendinize bir kategori seçmeli ya da oluşturmanız gerekir.

HOŞGELDİNİZ

HİZMET ALANLARIMIZ

OUR SERVICE AREAS

***İlgilendiğiniz alanın üzerine TIKLAYINIZ ***CLICK on the area you are interested in
LABORATUVAR CİHAZ VE EKİPMANLARI LABORATORY DEVICES AND EQUIPMENT
LABORATUVAR CAM MALZEMELERİ LABORATORY GLASS MATERIALS
LABORATUVAR KİMYASAL ÜRÜNLER LABORATORY CHEMICAL PRODUCTS
LABORATUVAR SARF MALZEMELERİ LABORATORY CONSUMABLES
ENDÜSTRİYEL MAKİNE VE EKİPMANLAR INDUSTRIAL MACHINERY AND EQUIPMENT
KOZMETİK AMBALAJ ÜRÜNLERİ COSMETIC PACKAGING PRODUCTS
DANIŞMANLIK & KURULUM & EĞİTİMLER CONSULTING & INSTALLATION & TRAININGS
İKİNCİ EL ÜRÜNLER – YENİLENMİŞ ÜRÜNLER SECOND HAND PRODUCTS – RENOVATED PRODUCTS

OUR SERVICES AREAS / HİZMET ALANLARIMIZ

HAKKIMIZDA

HİZMET ALANLARIMIZ

  • Satış & Servis
  • Sıfır Cihazların Satışı
  • Laboratuvar Ürünleri
  • Sıfır Laboratuvar Cihazları ve ekipmanları
  • Sıfır Laboratuvar Sarf Malzemeler
  • Sıfır Laboratuvar Cam Malzemeler
  • Sıfır Laboratuvar Kimyasallar
  • 2. El Laboratuvar Cihazları ve ekipmanları Satışı
  • 2. El Ürünler
  • Üretim Makinaları
  • İlaç Makinaları
  • Endüstriyel Makine ve Ekipmanlar
  • Endüstriyel Ürünler
  • Ambalaj Ürünleri (plastik şişe, cam şişe, kavanozlar, sıvı sabun-losyon pompaları gibi)
  • Medikal Ürünler
  • Temizlik Ürünler
  • Yapı Kimyasalları
  • Çimento ve Beton Katkı Hammaddeleri
  • Danışmanlık Hizmetleri
  • Tesis Kurulumu
  • Eğitimler
  • HPLC Eğitim
  • GC Eğitim
  • AAS Eğitim
  • ICPOES Eğitim
  • ICPMS Eğitim
  • Spektrofotometre Eğitimi
  • TS EN ISO 17025 Eğitimi
  • MSDS – Malzeme Güvenlik Bilgi Formu Hazırlıyoruz (Türkçe – İngilizce)

ABOUT US

OUR SERVICE AREAS

  • Sales & Service
  • Sales of Zero Devices
  • Laboratory Products
  • Laboratory Devices and equipment ( New )
  • Laboratory Consumables ( New )
  • Laboratory Glassware ( New )
  • Laboratory Chemicals ( New )
  • 2nd Hand Laboratory Devices and Equipment Sales ( Used / Refurbished )
  • 2nd Hand Products ( Used / Refurbished )
  • Production Machines
  • Pharmaceutical Machinery
  • Industrial Machinery and Equipment
  • Industrial Products
  • Packaging Products (such as plastic bottles, glass bottles, jars, liquid soap-lotion pumps)medical products
  • Cleaning Products
  • Construction chemicals
  • Cement and Concrete Admixture Raw Materials
  • Consultancy services
  • Facility Setup
  • Trainings
  • HPLC Training
  • GC Training
  • AAS Training
  • ICPOES Training
  • ICPMS Training
  • Spectrophotometer Training
  • TS EN ISO 17025 Training
  • We Prepare MSDS – Material Safety Data Sheet (Turkish – English)

iLETİŞİM / CONTACT

info@labdanismanlik.com

ANASAYFA İÇİN TIKLAYINIZ

İŞLETMELER İÇİN “SWOT ANALİZİ” OLMAZSA OLMAZ!

İşletmeler açısından mevcut durumunu ve gelecekteki konumunu belirlemeleri için uygulanması gereken bir tekniktir.

İşletmelerde SWOT analizi ile,  güçlü ve zayıf yönlerini belirlerken gelecekte önüne çıkabilecek fırsat ve tehlikeleri önceden fark etme olanağı bulur.

SWOT; İngilizce’ deki Strengths (güçlü yönler), Weakness (zayıf yönler), Opportunities (fırsatlar), Threats (tehditler) sözcüklerinin baş harflerinden üretilmiştir.

SWOT analiz yöntemi, işletmenin güçlü ve zayıf yönleri açısından ele alındığında işletmenin “İç Çevre Analizi”,  fırsat ve tehditler olarak bakıldığında da işletmenin “Dış Çevre Analizi” olarak nitelendirebiliriz.

SWOT ANALİZİ;

  • İç Çevre Analizi
    • Güçlü yönler
    • Zayıf Yönler
  • Dış Çevre Analizi
    • Fırsatlar
    • Tehditler

İç çevre analizlerinden olan güçlü yönler; diğer işletmelere kıyasla  daha üstün yetenekleri ve varlıklarından oluşmaktadır. İşletme bu üstün yeteneklerini belirlemeleri bunları öncelikli olarak korumalı genişletmeli ve bu bilincine varması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. İşetmelerin güçlü yönleri arasında; sahip olduğu özel anlaşmalar, ürünlerinin patentleri, ticari markaları, pazar payı, araştırma ve geliştirme faaliyetlerindeki üstünlüğü, uzman ekip kadrosu ve piyasadaki rekabet üstünlüğü gibi birçok işletme için avantajları sayabiliriz. İşletmelerin öncelikli olarak güçlü yönlerini belirleyip kuvvetlendirmesi gerekmektedir. Bunun için aşağıdaki gibi işletmenin güçlü yönlerini ortaya çıkaracak soruları sorup cevaplandırmamız gerekir.

İşletmeler SWOT analizindeki güçlü yönlerini belirlerken kendilerine;

  • En iyi yaptığımız işler nelerdir?
  • Diğer firmalara göre avantajlarımız nelerdir?
  • Kaynaklarımızı doğru kullanıyor muyuz?
  • Rakip firmaları iyi analiz ediyor muyuz?
  • Rakip firmalara göre neden tercih ediliyoruz?

İç çevre analizlerinden olan zayıf yönler; rakip firmalarına oranla işletmenin kaynak ve yeteneklerinin yetersiz olduğu durumlardır.

İşletmeler gelecek açısından stratejiler geliştirirken öncelikle güçlü yönlerini ön plana çıkarmalıdır.

“İşletmelerde stratejiler zayıflıklar üzerine kurulmaz.”

İşletme eğer kendisinde zayıf bir yön belirlemiş ise aksiyon alarak mutlaka bunu gidermesi gerekmektedir. Bu tür zayıf yönleri gidermek ve önüne geçmek için kendisinden daha profesyonel çalışan diğer firmaları incelemeleri onların  nasıl uygulamalar yaparak hangi yolu izlediklerini öğrenmeleri şarttır. Aksi takdirde zamanla kendi mevcut durumunu koruyamaz hale gelir.

İşletme içindeki maddi varlıklar nedeniyle oluşan zayıf yönleri gidermek için yatırım olanakları oluşturulması ve para akışını sağlayan uzman kadro ile çalışmalıdır. Gerektiğinde dış kaynaklardan destek almalıdır. Zayıf yönleri işletmenin eğer yetenekler kısmında ise sürekli eğitim ile iyileştirilip giderilmesi gerekir.

İşletmenin zayıf yönlerini tespit etmekte kullanabileceğimiz soruları sorup cevaplandırabiliriz.

İşletmeler SWOT analizindeki zayıf yönlerini belirlerken kendilerine;

  • Kötü yaptığımız işler (ürün, hizmet vb.) nelerdir?
  • Yetersiz kaldığımız (mali durum, pazar deneyimsizliği, personel vb.) durumlar neler?
  • İşletme içinde ve dışındaki hatalarımız neler?

 

Dış çevre analizlerinden olan fırsatlar; işletmelerin çevresinde oluşabilecek fırsatları önceden tahmin etmekle birlikte doğru strateji ile de bu fırsatları kendi avantajına dönüştürebilir. İşletmeler önüne çıkabilecek fırsatları doğru zamanlama ile kullanarak varlıklarına ve yeteneklerine katkı sağlayabilirler.

Müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılayamayan diğer firmaların aksine müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamakla, gerek ihtiyaca göre gerekse stratejik iş ortaklığı ile pazar hacmini büyüterek ve teknolojiği doğru kullanarak işletmelerin avantajında fırsata çevirmeliler.

“İşletmeler diğer firmaları, teknolojiği, müşterileri ve piyasayı ne kadar çok gözlemler ise fırsatları yakalama olanağı o kadar büyük olur.”

Dış çevre analizlerinden olan tehditler; İşletme çevresinde dış etmenlerden oluşabilen olumsuz sonuçlar ve ya beklenmeyen sonuçlar ile firmalar karşılaşabilir. Bu tür tehditlerin en büyük nedeni işletme tarafından ön görülmemesidir. Firma eğer dış çevreyi doğru analiz edemez ise tehditler ile karşılaşma olasılığı çok yüksek olur.

Oluşabilecek tehditlere karşı başta firma sahipleri olmak üzere tüm yöneticilerin risk analizleri yapıp önlemler alması gerekmektedir.

Mali kriz, müşterileri rakip firmalara kaptırma, personel kaybı gibi işletmeyi olumsuz yönde etkileyecek durumlar örgüt için tehdit unsurlarıdır.

İşletmeler açısından fırsatlar ne kadar çok karşısına çıkabilecek durum da ise tehditlerle de o kadar oranla karşısına çıkabilir. Bu nedenle her zaman doğru stratejiler ile olası tehditlere karşı önceden yeterli önlemler alması gereklidir.

SWOT analizinin sonucuna göre de önce güçlü olduğu noktaları koruyarak ilerletmeli, sonrasında da zayıf olduğu yönlerini doğru uygulamalarla gidermelidir. Analiz sonucuna göre dış çevreden oluşabilecek fırsat ve tehditlere karşı da hazırlıklarını sürdürmelidir. Analiz sonucunda işletmenin iç ve dış çevre analizleri incelenip bir SWOT matrisi oluşturmalıdır. SWOT matrisi karşılaştırmalar ile oluşur. İşletmenin güçlü yönlerindeki, zayıf yönlerindeki, fırsatlardaki ve tehditlerdeki hazırladıkları sorulara açık ne net cevaplarlarla SWOT matrisi hazırlanmış olmalıdır.

İşletme SWOT sayesinde organizasyonun mevcut durumu belirlemiş ve gelecek durumu için yeni stratejiler hazırlanmış olur. Bu analiz yöntemi belirli zamanlarda tekrarlanarak sürekli kendisini iyileştirmeli ve güncellemelidir.

MİMAR VE MÜHENDİSLERİN BULUŞMA NOKTASI

Özellikle son zamanlarda mimar ve mühendisler arasında adından çok bahsettiren Mimar ve Mühendisler Grubunu (MMG) incelemeye aldım. MMG Grubu Genel Başkanı Murat Özdemir ile grubun içeriğinden, üstlendiği misyondan ve gelecekle ilgili neler yapmak istedikleri ile ilgili çok özel bir röportaj yaptım.

İnşaat Mühendisi olan Murat Özdemir’ in MMG yolculuğunu araştırdığımda hayatında birçok başarıya imza atan sayılı insanlardan biri haline geldiğini gördüm. Kariyerinde, İnşaat Mühendisliğinin haricinde 2004 yılında MMG’ ye üye olup, 2007-2009 döneminde İnşaat Komisyonunda görev almış, 2009-2011 yılları arasında İnşaat Komisyonu Başkanlığı, 2011-2013 döneminde Yönetim Kurulu Üyeliği ve bu arada 2013 yılında da Yeryüzü Mühendisleri Derneğinin Kurucu Başkanlığını yapmış. Sonrasında 2013 yılında MMG Genel Başkanı seçilmesinin ardından Yeryüzü Mühendisliği Başkanlığı görevinden ayrılan Özdemir, İstanbul Teknik Üniversitesinde de Şehircilik üzerine doktora yapıyor. İş hayatında da 2001 yılında kendi firmasını kurarak Proje Yönetimi, Müşavirlik ve Taahhüt işlerinde faaliyet gösteren Özdemir’in, kendini geliştirmeye çalışan  ve sürekli proje geliştiren bir başarı hikâyesi var.

Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) ile ilgili çok özel sorular sordum ve MMG Genel Başkanı Murat Özdemir’ in cevapları;

  • Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) başkanı olarak amaçlarınızdan ve hedeflerinizden bahseder misiniz?

MMG, 1996 yılından beri dernek statüsünde faaliyet gösteren bir Sivil Toplum Kuruluşudur. MMG’ nin kuruluş ve faaliyet amacını özetlemek gerekirse “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun” hükmünü meslek alanında icra etmek, grubumuz üyeleri arasındaki mesleki dayanışmayı tesis ederek üyelerimizin ve toplumun sosyal, kültürel, teknolojik ve ekonomik gelişmesine katkı sağlamaktır.

Hedefimiz ise, üyelerimizin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilen, üyelerimizin ve toplumumuzun gelişmesinde etkin rol alan, kuruluş amacı doğrultusunda faaliyetlerine devam eden, sadece üyelerimiz ve taraftarlarımız arasında değil, tüm toplum nezdinde saygın bir sivil toplum kuruluşu olmaktır.

  • Kaç üyeniz bulunmakta? Üyelik için şartlarınız nelerdir? MMG Grubunuza üye olanlar ne tür avantajlar kazanmış olur?

MMG olarak şubelerimiz başta İstanbul ve Ankara olmak üzere İzmir, Bursa, Sakarya, Kayseri, Konya, Samsun ve Diyarbakır’da bulunmaktadır. Batman’da da temsilciliğimiz aktif olarak hizmet vermektedir. 3.000 civarında kayıtlı üyemiz, onun dışında da 10.000 civarında faaliyetlerimizi takip eden takipçilerimiz vardır.

Grubumuza üye olmak için, kanunun gerektirdiği şartları sağlamakla birlikte  Üniversitelerin mimarlık, mühendislik, fen ve teknik eğitim fakülteleri mezunu veya meslek yüksek okullarının teknik bölümü mezunu olmak gerekli. Ayrıca mevcut üyelerimizin de referansını arıyoruz. Bu kapsamda üyelerimizden tanıdığı olmayan ama derneğimize üye olmak isteyen arkadaşlarımızı önce gönüllü üye statüsünde faaliyetlerimize hem katılmaya hem de katkı sağlamaya davet ediyoruz. Bu süreçte hem onlar bizi ve çalışmalarımızı hem de biz onları tanıyoruz ve sonrasında üyelerimizden referans bulması da sorun olmuyor. Bir de normal üyelerimiz için, uzun zamandır değişmeyen aylık 30.-TL aidatımız var. Aidatı öğrenci ve gönüllü üyelerimizden almıyoruz.

Grubumuza üye olanlar öncelikle grubumuzun yönetim organlarında ve komisyonlarında görev alabilme imkânına sahip olabilmektedirler. Ayrıca, 2 ayda bir, bir dosya konusu ile çıkardığımız “Mimar Mühendis Dergimizi” üyelerimize gönderiyoruz. Konusunda uzman siyasi ve bürokratları ağırladığımız kahvaltılı toplantılarımızdan ve diğer etkinliklerimizden ücretsiz yararlanabiliyorlar. Onun haricinde şimdilik 5 vakıf üniversitesi ile yaptığımız protokollere göre bu üniversitelerimizin yüksek lisans ve doktora programlarından belli indirimlerle yararlanabiliyorlar. Şimdi de başta sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerdeki firmalarla yaptığımız ve yapacağımız protokollerle üyelerimize indirimler sağlayacağız.

Ama bunların hepsinden daha önemlisi almaktan ziyade vermeyi önemseyen, mesleği, ülkesi ve toplumu adına söyleyeceği sözü, derdi olan, bir şeyler yapmak isteyen meslektaşlarımız için proje geliştirebilecekleri, üniversitelerle ortak çalışma yapabilecekleri ve çözüm önerilerini ilgili yetkili mercilere ulaştırabilecekleri, bir nevi bilgilerinin zekâtını verebilecekleri bir platform sunuyoruz

.

  • MMG Grubu olarak etkinliklerinizden bahseder misiniz?

Etkinliklerimizin ana omurgasını iki ayda bir, bir dosya konusu ile çıkardığımız dergimiz oluşturuyor. Dergimizde işlediğimiz dosya konu ile ilgili olarak bir üniversitede panel düzenleyerek konun etraflıca tartışılmasına çalışıyoruz. Ayda bir düzenlediğimiz kahvaltılı toplantılarımızda da siyaset, bürokrasi ve iş dünyasından konuklarımızı ağırlayarak üyelerimizle buluşturuyoruz. Ayrıca 15 günde bir dernek merkezimizde daha dar dairede yaptığımız biz bize konuşmalarla da çeşitli alanlarda tecrübe paylaşımı imkanı buluyoruz. Bunların haricinde özellikle öğrenci üyelerimize yönelik sektörümüzdeki önemli firmalara veya projelere teknik geziler düzenliyoruz. Yine öğrenci üyelerimize staj yeri konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ayrıca düzenlediğimiz eğitimlerle de gerek meslek içi gerek meslek dışı alanlarda üyelerimizin bilgi ve becerilerini arttırmaya çalışıyoruz.

Derneğimizde ayrıca, gerek bu faaliyetlerimizi organize etmek gerekse kendi uzmanlık alanlarında çalışmalar yürütmek üzere oluşturulmuş komisyonlarımız bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi mimarlık ve mühendislik çok disiplinli bir alan. Derneğimiz bünyesinde bütün mühendislik, mimarlık ve meslek yüksek okullarından mezun olup bu disiplini alan meslektaşlarımıza aramızda yer vermek istiyoruz. Zaten bu kapsamda üyelerimiz arasında başta İnşaat, Elektrik ve Makine mühendisleri ile Mimarlar ve Şehir Plancıları olmakla birlikte Jeofizik, Harita, Çevre, Gıda, Bilgisayar gibi mühendislik dallarında arkadaşlarımız da bulunmaktadır. Komisyonlarımız öncelikle kendi meslek alanlarında önemli gördükleri konular ve sorunlarla ilgili çalışmalar yapmak üzere teşkil edilmiştir. Komisyonlarımız meslek bazlı olduğu gibi, üyelerimizin önemli gördükleri konularda yapmak istedikleri çalışmalarla ilgili olarak proje veya konu bazlı da kurulabilmektedir. Bu yönü itibariyle komisyonlarımızın esnek bir yapısı vardır.

  • Öğrencilere burs yardımında bulunuyor musunuz? MMG Grubundan burs almak isteyenler size nereden ve nasıl başvuruda bulunabilirler?

Aslında burs verme noktasında kaynaklarımız fazla olmadığı için çok yoğun olarak burs veremiyoruz. Ancak üyelerimiz arasında bu yönde tasarrufta bulunmak isteyenlerle ilgili olarak burs verebilmeleri yönünde yardımcı oluyoruz. Öncelikle ve özellikle de yüksek lisans ve doktorada yapılan çalışmalara burs vermeyi tercih ediyoruz.

Bir de bu sene özellikle yurt içinde veya yurt dışında kongrelere katılmak isteyen yüksek lisans ve doktora yapan arkadaşlarımıza kongre çalışmaları için maddi katkı sağlamak noktasında çalışmalar yapıyoruz.

Burs başvurusunda bulunmak isteyen arkadaşlarımız, web sayfamızdaki ilgili bölümden başvurularını yapabilirler.

  • Yeni mezun olmuş Mimar ve Mühendis meslektaşlarınıza birkaç tavsiyede bulunmak ister misiniz?

Mühendislik aslında farklı türleri ile hayatımızın her alanında hizmet veren, çok disiplinli bir alan. Aynı zamanda tüm mühendislik disiplinleri sürekli ve çok çabuk şekilde değişim ve gelişim göstermektedir. Onun için aslında öğrenmek ve kendini geliştirmek sürecinden mezun olmak söz konusu değil. Üniversiteden mezun olan arkadaşlarımız sadece örgün eğitimden  mezun olmuşlardır ama gerek piyasa gerekse mesleki ihtiyaçlara göre kendilerini geliştirme ve eğitme süreci devam etmektedir. Bunun için sürekli okuma ve araştırma halinde olmalılar ve yaptıkları işin ciddiye alarak alanlarında kendilerini sürekli geliştirmelidirler. Genelde iş verenlerde özellikle de kamu için “işin ehline verilmesi” gerektiğini söyleriz. Bu söylem elbette doğrudur ve iş verenlere büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Ancak bu aynı zamanda iş talep edenlere de işin gerçekten ehli olmak noktasında bir sorumluluk yüklemektedir.

İş hayatının başında genç meslektaşlarımız, işlerini gerçekten sahiplenmeli ve ne alacağım hesabından ziyade kuruma, işime, mesleğime ben ne verebileceğim hesabı içerisinde olmalılar. Bu şekilde çalıştıkları takdirde yaptıkları işin hem maddi hem de manevi olarak karşılığını aldıklarını göreceklerdir.

Mühendislerde genelde bir an önce kendi işini kurma düşüncesi de çokça bulunmaktadır. Bir ülkenin kalkınması ve gelişmesi için girişimcilik elbette çok önemlidir ancak özellikle ticarete atılacak olan arkadaşlara, hem işleri ile ilgili hem de ticaretin kendi kuralları ile ilgili yeterli tecrübeyi edindikten sonra ve ihtiyatlı ve temkinli bir şekilde kendi işlerine yönelmelerini öneririm.

İş hayatında işi ile ilgili bilgi sahibi olmanın yanında özellikle bizim meslektaşlarımız için insani ilişkiler ve yönetim becerileri de büyük önem arz etmektedir. Bu beceriler de başta Sivil Toplum Kuruluşları gibi yapılarda ve sosyal ortamlarda gelişmektedir. Onun için genç meslektaşlarımıza bir tavsiyemde kendi profesyonel iş hayatının dışında sosyal faaliyetlere de yer vermeleri, bunu hem kendi gelişimleri için hem de toplum için bir sosyal sorumluluk görevi olarak görmeleridir.

  • Birazda mimar ve mühendislerin çalışma koşullarından bahsedelim. Neler söylemek istersiniz?

Mühendisler iş hayatının hemen her alanında faaliyet gösterdikleri için çalışma şartları da branşlarına ve iş yerlerine göre büyük değişim göstermektedir. Hem kamuda hem özel sektörde fabrika, ofis gibi ortamlarda düzenli mesai saatleri ve standart çalışma koşulları içerisinde çalışma imkanları olduğu gibi özellikle inşaat sektöründe taşrada, şantiyede düzensiz ve yoğun mesai saatlerinde ve çok da rahat sayılamayacak çalışma ortamları da söz konusu olabilmektedir. Mühendisliğin standart olmayan bu çalışma koşulları, aslında kişinin kendi fıtratına uygun çalışma ortamları bulabilmesine de imkan sağlamaktadır, dolayısıyla mühendisler için dinamik bir çalışma hayatı söz konusudur.

  • MMG olarak gerçekleştirmek istediğiniz projelerinizden bahseder misiniz?

MMG olarak ilgi alanımız içerisindeki konularda gerek meslektaşlarımızı ve kamuoyunu gerekse kanun koyucu ve uygulayıcıları gördüğümüz aksaklıklar konusunda uyarmak veya daha iyi neler yapılabilir konusunda değerlendirmelerde bulunarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla rutin faaliyetlerimize zaten devam ediyoruz. Bu faaliyetlerimiz kapsamında, 2016 yılının Mart ayı içerisinde Yerel Kalkınma Derneği ile birlikte bir Yerel Kalkınma Kongresi ve Mayıs ayı içerinde de Yer Bilimleri Zirvesi hazırlıklarını yürütüyoruz. Onun haricinde 2016 yılı MMG’nin kuruluşunun 20. yılı. Bu vesile ile de sektörümüzle ilgili “EN” leri seçeceğimiz bir MMG 20. yıl ödülleri projemiz var. Bizim önem verdiğimiz konulardan bir tanesi de vefa’dır. Bu kapsamda, biz de meslek büyüklerimizle ilgili, hem mesleğimize sağladığı katkıları tekrar hatırlayacağımız hem de genç mühendislere güzel örnekleri göstereceğimiz “Vefa Programları” düzenleme çalışmamız var. Bir yandan faaliyetlerimizi gerçekleştirirken diğer yandan da etkinliğimizi ve faaliyetlerimizi ülke geneline yaymak için belli bir program dahilinde büyükşehirlerimizde şube ve diğer şehirlerimizde temsilcilikler açarak teşkilatlanma çalışmalarımız da devam edecektir.

Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi üyelerimize indirim sağlamak adına, başta sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerdeki firmalarla protokoller yapıyoruz. Bu indirim ağını da yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.

  • Okuyucularımıza vermiş olduğunuz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Son olarak neler eklemek istersiniz?

Öncelikle bize yer ayırdığınız için, okuyucularınıza da kıymetli vakitlerini ayırıp söyleşimizi okudukları için teşekkür etmek istiyorum. Bizim MMG ailesi olarak bizimle çalışacak, üyemiz olacak arkadaşlarımızda gözettiğimiz tek bir konu var. O da bu toprakların değerlerine saygılı, bu millet ve bu ülkenin gelişimi için samimi endişeleri ve dertlerinin olması. Bu niyetle ülkemizin kalkınması, mesleklerinin sorunlarının giderilmesi ve kendilerini geliştirme gayretler içerisinde çalışacak bütün meslektaşlarımızı MMG ailesine katılmaya davet ediyoruz.

Bu söyleşimizin son sözlerini de,  genelde faaliyetlerimizde yaptığım konuşmaların sonunu bağladığım gibi bağlamış olayım;

Bu vesile ile, Mimar ve Mühendisler Grubu olarak, her zaman ülkemiz adına değer üretmeye, dönemimize şahitlik yaparken olumlu gelişmeleri müjdelemeye ve duyurmaya, yanlış gördüğümüz uygulamalar hakkında da uyarıcı olmaya çalışırken her faaliyetimizde HİKMETİ gözeterek İMAR edici olacağımızı ve ürettiklerimizi toplumumuzla  İHSAN’la paylaşacağımızı ifade etmek istiyor sizlere ve okuyucularınıza bir kez daha teşekkür ediyorum.

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights