Arama:

MARKALAŞMAYA GİDEN YOL…

Marka genel olarak, üreticilerin ve satıcıların ürün ya da hizmetlerinin kendilerine ait olduğunu belirten ve diğer rakip firmalardan farklı oğlunu gösteren simgedir.

“Marka işletmenin kimliğini yansıtır”

Markanın tarihine baktığımızda; markanın tanımından da yola çıkarak sadece ticari değil mülkiyet olarak ta tarihte karşımıza seramiklerin üzerine yapılan işaretler, hanedan armaları, eski çağlardaki vazoların, tabaların, küplerin, çanakların ve çömleklerin üzerinde rastlanan semboller, hayvanların üzerine basılan damgalar gibi birçok örnek görmek mümkündür.

Markaların korunmasına ilişkin en son düzenleme, 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren ve halen uygulanmakta olan 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır. Bu kararnameye göre marka resmi olarak, “ bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil; özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajı gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret” olarak tanımlanmaktadır.

Amerika Pazarlama Derneğine göre marka, satıcı veya satıcı grubunun ürün ve hizmetlerini tanımlamayı ve rakiplerinden ayrıştırmayı amaçlar. Markalar kullandıkları isim, simge ve çeşitli tasarım kombinasyonlardan oluşur.

İşletmeciler tarafından marka işletmenin kimliği açısından göründüğü gibi halk tarafından da marka “kaliteli ürün veya hizmet” anlamındadır.

Markanın tescil edilmesi işletmeler açısından çok önemlidir. İşletme marka tescili yaptırmış ise; bulunduğu ülkede ya da Uluslar arası platformda örgütün isim, reklam, şekil, harf, sözcük grubu, sembol, renk ve tasarım dizaynlarını korumuş olur.

 “Peki Markalaşma nasıl olacak!”

Her firma kendi markasını oluşturabilir ama markalaşma yani yapılan işte diğer rakiplerine göre ayırt edilme işte bu en önemlisi bunun için de yapılan işte süreklilik büyük önem taşır. Firma kendi markasını oluşturduktan sonra markalaşmak için önemli bir yol izlemeli ve ayırt edeci özelliklerini korumalıdır.  İşletme kendi markasını koruyarak “tutarlı” bir yol izlemelidir.

“Markalaşmada tutarlılık önemlidir”

 

Marka oluşumunda ve devamlılığında;

  • Marka isimlerinde oluşturulan ismin taşıdığı misyon ön plandadır.
  • Marka ismi oluşturulurken kullanılan renkler, eğer rakip firma varsa rakip firmalarının kullandığı renklerin tam tersi bir renk kullanmak ayrıcalık açısından tercih edilmelidir.
  • Kalite, marka için olmazsa olmazdır.
  • Reklam faktörü, tanıtım gücü markanın bilinirliği ve devamlılığı için önemlidir.
  • İstikrarlı ilerlemeli ve tutarlılığını göstermelidir.
  • Markalaşma da ilk olmak önem taşır ama eğer ilk değilseniz bulunduğunuz sektörde kendinize bir kategori seçmeli ya da oluşturmanız gerekir.

İŞLETMELER İÇİN “SWOT ANALİZİ” OLMAZSA OLMAZ!

İşletmeler açısından mevcut durumunu ve gelecekteki konumunu belirlemeleri için uygulanması gereken bir tekniktir.

İşletmelerde SWOT analizi ile,  güçlü ve zayıf yönlerini belirlerken gelecekte önüne çıkabilecek fırsat ve tehlikeleri önceden fark etme olanağı bulur.

SWOT; İngilizce’ deki Strengths (güçlü yönler), Weakness (zayıf yönler), Opportunities (fırsatlar), Threats (tehditler) sözcüklerinin baş harflerinden üretilmiştir.

SWOT analiz yöntemi, işletmenin güçlü ve zayıf yönleri açısından ele alındığında işletmenin “İç Çevre Analizi”,  fırsat ve tehditler olarak bakıldığında da işletmenin “Dış Çevre Analizi” olarak nitelendirebiliriz.

SWOT ANALİZİ;

  • İç Çevre Analizi
    • Güçlü yönler
    • Zayıf Yönler
  • Dış Çevre Analizi
    • Fırsatlar
    • Tehditler

İç çevre analizlerinden olan güçlü yönler; diğer işletmelere kıyasla  daha üstün yetenekleri ve varlıklarından oluşmaktadır. İşletme bu üstün yeteneklerini belirlemeleri bunları öncelikli olarak korumalı genişletmeli ve bu bilincine varması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. İşetmelerin güçlü yönleri arasında; sahip olduğu özel anlaşmalar, ürünlerinin patentleri, ticari markaları, pazar payı, araştırma ve geliştirme faaliyetlerindeki üstünlüğü, uzman ekip kadrosu ve piyasadaki rekabet üstünlüğü gibi birçok işletme için avantajları sayabiliriz. İşletmelerin öncelikli olarak güçlü yönlerini belirleyip kuvvetlendirmesi gerekmektedir. Bunun için aşağıdaki gibi işletmenin güçlü yönlerini ortaya çıkaracak soruları sorup cevaplandırmamız gerekir.

İşletmeler SWOT analizindeki güçlü yönlerini belirlerken kendilerine;

  • En iyi yaptığımız işler nelerdir?
  • Diğer firmalara göre avantajlarımız nelerdir?
  • Kaynaklarımızı doğru kullanıyor muyuz?
  • Rakip firmaları iyi analiz ediyor muyuz?
  • Rakip firmalara göre neden tercih ediliyoruz?

İç çevre analizlerinden olan zayıf yönler; rakip firmalarına oranla işletmenin kaynak ve yeteneklerinin yetersiz olduğu durumlardır.

İşletmeler gelecek açısından stratejiler geliştirirken öncelikle güçlü yönlerini ön plana çıkarmalıdır.

“İşletmelerde stratejiler zayıflıklar üzerine kurulmaz.”

İşletme eğer kendisinde zayıf bir yön belirlemiş ise aksiyon alarak mutlaka bunu gidermesi gerekmektedir. Bu tür zayıf yönleri gidermek ve önüne geçmek için kendisinden daha profesyonel çalışan diğer firmaları incelemeleri onların  nasıl uygulamalar yaparak hangi yolu izlediklerini öğrenmeleri şarttır. Aksi takdirde zamanla kendi mevcut durumunu koruyamaz hale gelir.

İşletme içindeki maddi varlıklar nedeniyle oluşan zayıf yönleri gidermek için yatırım olanakları oluşturulması ve para akışını sağlayan uzman kadro ile çalışmalıdır. Gerektiğinde dış kaynaklardan destek almalıdır. Zayıf yönleri işletmenin eğer yetenekler kısmında ise sürekli eğitim ile iyileştirilip giderilmesi gerekir.

İşletmenin zayıf yönlerini tespit etmekte kullanabileceğimiz soruları sorup cevaplandırabiliriz.

İşletmeler SWOT analizindeki zayıf yönlerini belirlerken kendilerine;

  • Kötü yaptığımız işler (ürün, hizmet vb.) nelerdir?
  • Yetersiz kaldığımız (mali durum, pazar deneyimsizliği, personel vb.) durumlar neler?
  • İşletme içinde ve dışındaki hatalarımız neler?

 

Dış çevre analizlerinden olan fırsatlar; işletmelerin çevresinde oluşabilecek fırsatları önceden tahmin etmekle birlikte doğru strateji ile de bu fırsatları kendi avantajına dönüştürebilir. İşletmeler önüne çıkabilecek fırsatları doğru zamanlama ile kullanarak varlıklarına ve yeteneklerine katkı sağlayabilirler.

Müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılayamayan diğer firmaların aksine müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamakla, gerek ihtiyaca göre gerekse stratejik iş ortaklığı ile pazar hacmini büyüterek ve teknolojiği doğru kullanarak işletmelerin avantajında fırsata çevirmeliler.

“İşletmeler diğer firmaları, teknolojiği, müşterileri ve piyasayı ne kadar çok gözlemler ise fırsatları yakalama olanağı o kadar büyük olur.”

Dış çevre analizlerinden olan tehditler; İşletme çevresinde dış etmenlerden oluşabilen olumsuz sonuçlar ve ya beklenmeyen sonuçlar ile firmalar karşılaşabilir. Bu tür tehditlerin en büyük nedeni işletme tarafından ön görülmemesidir. Firma eğer dış çevreyi doğru analiz edemez ise tehditler ile karşılaşma olasılığı çok yüksek olur.

Oluşabilecek tehditlere karşı başta firma sahipleri olmak üzere tüm yöneticilerin risk analizleri yapıp önlemler alması gerekmektedir.

Mali kriz, müşterileri rakip firmalara kaptırma, personel kaybı gibi işletmeyi olumsuz yönde etkileyecek durumlar örgüt için tehdit unsurlarıdır.

İşletmeler açısından fırsatlar ne kadar çok karşısına çıkabilecek durum da ise tehditlerle de o kadar oranla karşısına çıkabilir. Bu nedenle her zaman doğru stratejiler ile olası tehditlere karşı önceden yeterli önlemler alması gereklidir.

SWOT analizinin sonucuna göre de önce güçlü olduğu noktaları koruyarak ilerletmeli, sonrasında da zayıf olduğu yönlerini doğru uygulamalarla gidermelidir. Analiz sonucuna göre dış çevreden oluşabilecek fırsat ve tehditlere karşı da hazırlıklarını sürdürmelidir. Analiz sonucunda işletmenin iç ve dış çevre analizleri incelenip bir SWOT matrisi oluşturmalıdır. SWOT matrisi karşılaştırmalar ile oluşur. İşletmenin güçlü yönlerindeki, zayıf yönlerindeki, fırsatlardaki ve tehditlerdeki hazırladıkları sorulara açık ne net cevaplarlarla SWOT matrisi hazırlanmış olmalıdır.

İşletme SWOT sayesinde organizasyonun mevcut durumu belirlemiş ve gelecek durumu için yeni stratejiler hazırlanmış olur. Bu analiz yöntemi belirli zamanlarda tekrarlanarak sürekli kendisini iyileştirmeli ve güncellemelidir.

MİMAR VE MÜHENDİSLERİN BULUŞMA NOKTASI

Özellikle son zamanlarda mimar ve mühendisler arasında adından çok bahsettiren Mimar ve Mühendisler Grubunu (MMG) incelemeye aldım. MMG Grubu Genel Başkanı Murat Özdemir ile grubun içeriğinden, üstlendiği misyondan ve gelecekle ilgili neler yapmak istedikleri ile ilgili çok özel bir röportaj yaptım.

İnşaat Mühendisi olan Murat Özdemir’ in MMG yolculuğunu araştırdığımda hayatında birçok başarıya imza atan sayılı insanlardan biri haline geldiğini gördüm. Kariyerinde, İnşaat Mühendisliğinin haricinde 2004 yılında MMG’ ye üye olup, 2007-2009 döneminde İnşaat Komisyonunda görev almış, 2009-2011 yılları arasında İnşaat Komisyonu Başkanlığı, 2011-2013 döneminde Yönetim Kurulu Üyeliği ve bu arada 2013 yılında da Yeryüzü Mühendisleri Derneğinin Kurucu Başkanlığını yapmış. Sonrasında 2013 yılında MMG Genel Başkanı seçilmesinin ardından Yeryüzü Mühendisliği Başkanlığı görevinden ayrılan Özdemir, İstanbul Teknik Üniversitesinde de Şehircilik üzerine doktora yapıyor. İş hayatında da 2001 yılında kendi firmasını kurarak Proje Yönetimi, Müşavirlik ve Taahhüt işlerinde faaliyet gösteren Özdemir’in, kendini geliştirmeye çalışan  ve sürekli proje geliştiren bir başarı hikâyesi var.

Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) ile ilgili çok özel sorular sordum ve MMG Genel Başkanı Murat Özdemir’ in cevapları;

  • Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) başkanı olarak amaçlarınızdan ve hedeflerinizden bahseder misiniz?

MMG, 1996 yılından beri dernek statüsünde faaliyet gösteren bir Sivil Toplum Kuruluşudur. MMG’ nin kuruluş ve faaliyet amacını özetlemek gerekirse “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun” hükmünü meslek alanında icra etmek, grubumuz üyeleri arasındaki mesleki dayanışmayı tesis ederek üyelerimizin ve toplumun sosyal, kültürel, teknolojik ve ekonomik gelişmesine katkı sağlamaktır.

Hedefimiz ise, üyelerimizin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilen, üyelerimizin ve toplumumuzun gelişmesinde etkin rol alan, kuruluş amacı doğrultusunda faaliyetlerine devam eden, sadece üyelerimiz ve taraftarlarımız arasında değil, tüm toplum nezdinde saygın bir sivil toplum kuruluşu olmaktır.

  • Kaç üyeniz bulunmakta? Üyelik için şartlarınız nelerdir? MMG Grubunuza üye olanlar ne tür avantajlar kazanmış olur?

MMG olarak şubelerimiz başta İstanbul ve Ankara olmak üzere İzmir, Bursa, Sakarya, Kayseri, Konya, Samsun ve Diyarbakır’da bulunmaktadır. Batman’da da temsilciliğimiz aktif olarak hizmet vermektedir. 3.000 civarında kayıtlı üyemiz, onun dışında da 10.000 civarında faaliyetlerimizi takip eden takipçilerimiz vardır.

Grubumuza üye olmak için, kanunun gerektirdiği şartları sağlamakla birlikte  Üniversitelerin mimarlık, mühendislik, fen ve teknik eğitim fakülteleri mezunu veya meslek yüksek okullarının teknik bölümü mezunu olmak gerekli. Ayrıca mevcut üyelerimizin de referansını arıyoruz. Bu kapsamda üyelerimizden tanıdığı olmayan ama derneğimize üye olmak isteyen arkadaşlarımızı önce gönüllü üye statüsünde faaliyetlerimize hem katılmaya hem de katkı sağlamaya davet ediyoruz. Bu süreçte hem onlar bizi ve çalışmalarımızı hem de biz onları tanıyoruz ve sonrasında üyelerimizden referans bulması da sorun olmuyor. Bir de normal üyelerimiz için, uzun zamandır değişmeyen aylık 30.-TL aidatımız var. Aidatı öğrenci ve gönüllü üyelerimizden almıyoruz.

Grubumuza üye olanlar öncelikle grubumuzun yönetim organlarında ve komisyonlarında görev alabilme imkânına sahip olabilmektedirler. Ayrıca, 2 ayda bir, bir dosya konusu ile çıkardığımız “Mimar Mühendis Dergimizi” üyelerimize gönderiyoruz. Konusunda uzman siyasi ve bürokratları ağırladığımız kahvaltılı toplantılarımızdan ve diğer etkinliklerimizden ücretsiz yararlanabiliyorlar. Onun haricinde şimdilik 5 vakıf üniversitesi ile yaptığımız protokollere göre bu üniversitelerimizin yüksek lisans ve doktora programlarından belli indirimlerle yararlanabiliyorlar. Şimdi de başta sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerdeki firmalarla yaptığımız ve yapacağımız protokollerle üyelerimize indirimler sağlayacağız.

Ama bunların hepsinden daha önemlisi almaktan ziyade vermeyi önemseyen, mesleği, ülkesi ve toplumu adına söyleyeceği sözü, derdi olan, bir şeyler yapmak isteyen meslektaşlarımız için proje geliştirebilecekleri, üniversitelerle ortak çalışma yapabilecekleri ve çözüm önerilerini ilgili yetkili mercilere ulaştırabilecekleri, bir nevi bilgilerinin zekâtını verebilecekleri bir platform sunuyoruz

.

  • MMG Grubu olarak etkinliklerinizden bahseder misiniz?

Etkinliklerimizin ana omurgasını iki ayda bir, bir dosya konusu ile çıkardığımız dergimiz oluşturuyor. Dergimizde işlediğimiz dosya konu ile ilgili olarak bir üniversitede panel düzenleyerek konun etraflıca tartışılmasına çalışıyoruz. Ayda bir düzenlediğimiz kahvaltılı toplantılarımızda da siyaset, bürokrasi ve iş dünyasından konuklarımızı ağırlayarak üyelerimizle buluşturuyoruz. Ayrıca 15 günde bir dernek merkezimizde daha dar dairede yaptığımız biz bize konuşmalarla da çeşitli alanlarda tecrübe paylaşımı imkanı buluyoruz. Bunların haricinde özellikle öğrenci üyelerimize yönelik sektörümüzdeki önemli firmalara veya projelere teknik geziler düzenliyoruz. Yine öğrenci üyelerimize staj yeri konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ayrıca düzenlediğimiz eğitimlerle de gerek meslek içi gerek meslek dışı alanlarda üyelerimizin bilgi ve becerilerini arttırmaya çalışıyoruz.

Derneğimizde ayrıca, gerek bu faaliyetlerimizi organize etmek gerekse kendi uzmanlık alanlarında çalışmalar yürütmek üzere oluşturulmuş komisyonlarımız bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi mimarlık ve mühendislik çok disiplinli bir alan. Derneğimiz bünyesinde bütün mühendislik, mimarlık ve meslek yüksek okullarından mezun olup bu disiplini alan meslektaşlarımıza aramızda yer vermek istiyoruz. Zaten bu kapsamda üyelerimiz arasında başta İnşaat, Elektrik ve Makine mühendisleri ile Mimarlar ve Şehir Plancıları olmakla birlikte Jeofizik, Harita, Çevre, Gıda, Bilgisayar gibi mühendislik dallarında arkadaşlarımız da bulunmaktadır. Komisyonlarımız öncelikle kendi meslek alanlarında önemli gördükleri konular ve sorunlarla ilgili çalışmalar yapmak üzere teşkil edilmiştir. Komisyonlarımız meslek bazlı olduğu gibi, üyelerimizin önemli gördükleri konularda yapmak istedikleri çalışmalarla ilgili olarak proje veya konu bazlı da kurulabilmektedir. Bu yönü itibariyle komisyonlarımızın esnek bir yapısı vardır.

  • Öğrencilere burs yardımında bulunuyor musunuz? MMG Grubundan burs almak isteyenler size nereden ve nasıl başvuruda bulunabilirler?

Aslında burs verme noktasında kaynaklarımız fazla olmadığı için çok yoğun olarak burs veremiyoruz. Ancak üyelerimiz arasında bu yönde tasarrufta bulunmak isteyenlerle ilgili olarak burs verebilmeleri yönünde yardımcı oluyoruz. Öncelikle ve özellikle de yüksek lisans ve doktorada yapılan çalışmalara burs vermeyi tercih ediyoruz.

Bir de bu sene özellikle yurt içinde veya yurt dışında kongrelere katılmak isteyen yüksek lisans ve doktora yapan arkadaşlarımıza kongre çalışmaları için maddi katkı sağlamak noktasında çalışmalar yapıyoruz.

Burs başvurusunda bulunmak isteyen arkadaşlarımız, web sayfamızdaki ilgili bölümden başvurularını yapabilirler.

  • Yeni mezun olmuş Mimar ve Mühendis meslektaşlarınıza birkaç tavsiyede bulunmak ister misiniz?

Mühendislik aslında farklı türleri ile hayatımızın her alanında hizmet veren, çok disiplinli bir alan. Aynı zamanda tüm mühendislik disiplinleri sürekli ve çok çabuk şekilde değişim ve gelişim göstermektedir. Onun için aslında öğrenmek ve kendini geliştirmek sürecinden mezun olmak söz konusu değil. Üniversiteden mezun olan arkadaşlarımız sadece örgün eğitimden  mezun olmuşlardır ama gerek piyasa gerekse mesleki ihtiyaçlara göre kendilerini geliştirme ve eğitme süreci devam etmektedir. Bunun için sürekli okuma ve araştırma halinde olmalılar ve yaptıkları işin ciddiye alarak alanlarında kendilerini sürekli geliştirmelidirler. Genelde iş verenlerde özellikle de kamu için “işin ehline verilmesi” gerektiğini söyleriz. Bu söylem elbette doğrudur ve iş verenlere büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Ancak bu aynı zamanda iş talep edenlere de işin gerçekten ehli olmak noktasında bir sorumluluk yüklemektedir.

İş hayatının başında genç meslektaşlarımız, işlerini gerçekten sahiplenmeli ve ne alacağım hesabından ziyade kuruma, işime, mesleğime ben ne verebileceğim hesabı içerisinde olmalılar. Bu şekilde çalıştıkları takdirde yaptıkları işin hem maddi hem de manevi olarak karşılığını aldıklarını göreceklerdir.

Mühendislerde genelde bir an önce kendi işini kurma düşüncesi de çokça bulunmaktadır. Bir ülkenin kalkınması ve gelişmesi için girişimcilik elbette çok önemlidir ancak özellikle ticarete atılacak olan arkadaşlara, hem işleri ile ilgili hem de ticaretin kendi kuralları ile ilgili yeterli tecrübeyi edindikten sonra ve ihtiyatlı ve temkinli bir şekilde kendi işlerine yönelmelerini öneririm.

İş hayatında işi ile ilgili bilgi sahibi olmanın yanında özellikle bizim meslektaşlarımız için insani ilişkiler ve yönetim becerileri de büyük önem arz etmektedir. Bu beceriler de başta Sivil Toplum Kuruluşları gibi yapılarda ve sosyal ortamlarda gelişmektedir. Onun için genç meslektaşlarımıza bir tavsiyemde kendi profesyonel iş hayatının dışında sosyal faaliyetlere de yer vermeleri, bunu hem kendi gelişimleri için hem de toplum için bir sosyal sorumluluk görevi olarak görmeleridir.

  • Birazda mimar ve mühendislerin çalışma koşullarından bahsedelim. Neler söylemek istersiniz?

Mühendisler iş hayatının hemen her alanında faaliyet gösterdikleri için çalışma şartları da branşlarına ve iş yerlerine göre büyük değişim göstermektedir. Hem kamuda hem özel sektörde fabrika, ofis gibi ortamlarda düzenli mesai saatleri ve standart çalışma koşulları içerisinde çalışma imkanları olduğu gibi özellikle inşaat sektöründe taşrada, şantiyede düzensiz ve yoğun mesai saatlerinde ve çok da rahat sayılamayacak çalışma ortamları da söz konusu olabilmektedir. Mühendisliğin standart olmayan bu çalışma koşulları, aslında kişinin kendi fıtratına uygun çalışma ortamları bulabilmesine de imkan sağlamaktadır, dolayısıyla mühendisler için dinamik bir çalışma hayatı söz konusudur.

  • MMG olarak gerçekleştirmek istediğiniz projelerinizden bahseder misiniz?

MMG olarak ilgi alanımız içerisindeki konularda gerek meslektaşlarımızı ve kamuoyunu gerekse kanun koyucu ve uygulayıcıları gördüğümüz aksaklıklar konusunda uyarmak veya daha iyi neler yapılabilir konusunda değerlendirmelerde bulunarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla rutin faaliyetlerimize zaten devam ediyoruz. Bu faaliyetlerimiz kapsamında, 2016 yılının Mart ayı içerisinde Yerel Kalkınma Derneği ile birlikte bir Yerel Kalkınma Kongresi ve Mayıs ayı içerinde de Yer Bilimleri Zirvesi hazırlıklarını yürütüyoruz. Onun haricinde 2016 yılı MMG’nin kuruluşunun 20. yılı. Bu vesile ile de sektörümüzle ilgili “EN” leri seçeceğimiz bir MMG 20. yıl ödülleri projemiz var. Bizim önem verdiğimiz konulardan bir tanesi de vefa’dır. Bu kapsamda, biz de meslek büyüklerimizle ilgili, hem mesleğimize sağladığı katkıları tekrar hatırlayacağımız hem de genç mühendislere güzel örnekleri göstereceğimiz “Vefa Programları” düzenleme çalışmamız var. Bir yandan faaliyetlerimizi gerçekleştirirken diğer yandan da etkinliğimizi ve faaliyetlerimizi ülke geneline yaymak için belli bir program dahilinde büyükşehirlerimizde şube ve diğer şehirlerimizde temsilcilikler açarak teşkilatlanma çalışmalarımız da devam edecektir.

Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi üyelerimize indirim sağlamak adına, başta sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerdeki firmalarla protokoller yapıyoruz. Bu indirim ağını da yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.

  • Okuyucularımıza vermiş olduğunuz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Son olarak neler eklemek istersiniz?

Öncelikle bize yer ayırdığınız için, okuyucularınıza da kıymetli vakitlerini ayırıp söyleşimizi okudukları için teşekkür etmek istiyorum. Bizim MMG ailesi olarak bizimle çalışacak, üyemiz olacak arkadaşlarımızda gözettiğimiz tek bir konu var. O da bu toprakların değerlerine saygılı, bu millet ve bu ülkenin gelişimi için samimi endişeleri ve dertlerinin olması. Bu niyetle ülkemizin kalkınması, mesleklerinin sorunlarının giderilmesi ve kendilerini geliştirme gayretler içerisinde çalışacak bütün meslektaşlarımızı MMG ailesine katılmaya davet ediyoruz.

Bu söyleşimizin son sözlerini de,  genelde faaliyetlerimizde yaptığım konuşmaların sonunu bağladığım gibi bağlamış olayım;

Bu vesile ile, Mimar ve Mühendisler Grubu olarak, her zaman ülkemiz adına değer üretmeye, dönemimize şahitlik yaparken olumlu gelişmeleri müjdelemeye ve duyurmaya, yanlış gördüğümüz uygulamalar hakkında da uyarıcı olmaya çalışırken her faaliyetimizde HİKMETİ gözeterek İMAR edici olacağımızı ve ürettiklerimizi toplumumuzla  İHSAN’la paylaşacağımızı ifade etmek istiyor sizlere ve okuyucularınıza bir kez daha teşekkür ediyorum.

TÜRK – JAPON İŞ DÜNYASI İNOVASYON ARAYIŞI…

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ali Osman Öncel’ in yaptığı “Türk-Japon İş Dünyası” Paneli 26 Aralık Cumartesi akşamı Emin Evim sponsorluğun da yapıldı.

 

  • İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof Dr. Ali Osman Öncel;

Panel açılış konuşmasında kendisinin de bir süre kadar Japonya da kaldığını ifade ederek  Türkiye ve Japonya arasında ki tarihi bağlantılardan, Türk-Japon iş dünyasından, geleneksel kültürlerden ve inovasyon arayışlarından bahsederek üretime ve eğitime ne kadar çok önem verdiğini ortak bir çok proje yapılabileceğinden bahsederek sırasıyla panele katılan konuşmacılara söz hakkı verdi.

 

  • Konuşmacılardan Yurt Dışı Şirketleri Derneği Genel Sekreteri  Sn. Yoshinori Moriwaki;

25 yıldır Türkiye’de bulunduğunu Türk insanını çok iyi gözlemlediğini ve artık yarı Türk olduğunu belirtti.

“En Popüler Japon Ünvanı” seçilen Moriwaki, genel olarak çok iyi bir Türkçeye sahip olup, Türk insanı ile Japon insanı arasındaki farklardan ve özelliklerden bahsetti.

Türkiye’ de yaşamış iki Japon dan ve onların hayatlarından örnekler verdi;

 Japon Mühendis Ryoıchi Kıshı;

“HARAKİRİ !”

Körfez geçiş köprüsünde bağlantı halatlarının yapımında bulunan Japon Mühendis Ryoıchı Kıshı’ nın bağlantı halatlarından birinin kopmasıyla kendisini tamamen sorumlu olmasa da kusurlu bulan Japon mühendisin harakiri yaparak hayatına son verdiğini anlatan Sn. Moriwaki ,

“ Japon insan için söz çok önemlidir!”

Eğer verdiği sözü yerine getiremezse Japonlar hayatına harakiri yaparak son verir dedi.

Japon Dr.  Atsushi Miyazaki ;

Moriwaki, Van’da 2011 yılında 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından yardım  için Van’a  gelen Japon Dr. Atsushi Miyazaki ‘  nin depremden zarar gören insanlar için nasıl mücadele ettiğini ve oradaki halkın nasıl sevgisine layık olduğunu sonrasında da meydana gelen artçı depremle göçük altında kalarak hayata veda ettiğini hatta hayatını insanlığa adamış Dr.Miyazaki ve bu insanı doğuran, yetiştiren annesi için onun anısına bir büst yapıldığını anlattı.

Aynı zamanda da  “Ertuğrul 1890” filminde de yer alan Sn. Moriwaki çok güzel bir proje olduğunu ve bu tür projelerin devam etmesi gerektiğini söyledi.jp

  • Konuşmacılardan Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, Dekan Pof Dr. Nazif Gündoğan;

Türkiye ile Japonya arasındaki üretim ve tüketim farklarını anlatarak otomotiv sektöründen ve yönetim sisteminden örnekler verdi.

Dünyada ki yönetim sisteminden bahseden Sn. Gündoğan;

Amerika, Japonya ve Almanya’nın ne kadar çok üretim odaklı çalıştığını Avrupa’nın ise daha çok tüketim odaklığını vurguladı.

İbn Haldun un sözünü örnek göstererek,

“Mağluplar, galipleri taklit eder ve taklitler bir yere gidemez”  

Mevla’nın “Pergel” anlayışını ifade ederek kendi kültürümüzü unutmadan batıdan tüketim anlayışını değil üretim yeteneğini almamız gerektiğini belirtirken  “yalın üretim” anlayışını benimsememiz gerektiğini söyledi.

 

  • Konuşmacılardan H.I.S. Türkiye Şubesi Genel Müdür Yardımcısı Sn. Dursun Ablat;

15 yıl boyunca Japonya da kaldığını ve o kültürü aldığını kendisini tam olarak Japon olarak gördüğünü ifade eden Sn. Ablat Japonya çalışma hayatındaki müşteri odaklılığından bahsetti.

Japonya da Müşteriyi en yüksek saygı seviyesine taşınması gerektiğini belirtti.

Müşteriye gösterilen saygı Allah’ a gösterilen saygı ile eşittir” dedi.

Japonlar ile Türklerin çalışma hayatlarından kısaca örnekler verirken zamanın öneminden bahsetti. Japonya da eğer sabah 09:00 da mesainiz başlıyorsa ne 5 dakika önce ne de 5 dakika sonra olur diyen Sn. Ablat “bizim için söz ne kadar önemliyse zaman kavramı da o kadar önemlidir” dedi.

 

  • Konuşmacılardan Eminevim Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Emin Üstün;

Otomotiv sektörü ile başladığı bu yolda inşaat sektörü ve enerji sektörü gibi birçok alanda yer aldıklarını söyledi.

“İnsanlarla irtibata geçerek , nasıl topluma yararlı işler yapabilirim ?” düşüncesini benimseyen Sn. Üstün, İnşaat sektöründe de çok etkili olduklarını belirten Sn. Üstün 60 bin müşteri ile çalıştıklarını su anda 20 bin teslimatı gerçekleştirdiğini ve devam ettiklerini vurguladı.

Aslında İnşaat Mühendisi olan Sn. Üstün organizasyon benim işim diyor.

“Herkesle ortak olabilirim…”

Gerek Türkiye de olsun gerekse de Dünya da birçok saygın kuruluşla ortaklığı mevcut olan Sn.Üstün

Düzgün bir proje ile gelen herkes ile ortak olabileceğini söyledi ve üretime fazlasıyla önem verdiğini üstüne basa basa ekledi.

Türk – Japon İs Dünyası Paneli ile ilgili bir kaç kare;

1890 (2) 282359_803855486391734_2632592601054841752_n 580366_10154421691372501_7105448539601077263_n 943876_10153902631853678_2020157966778295108_n 1463889_10154421683912501_3395000352036072342_n 1526708_10153902631943678_8648035385444437212_n 1557713_10153902631873678_1744033379166965776_n 1915270_10154421691757501_4174277437332817604_n 1915417_10153902632128678_4880312380793680263_n 10013708_10153902631993678_4437928086618770787_n 10274104_803855359725080_2017183109913912193_n 10445506_10154421690362501_1651744215508913420_n 10622716_10154421689622501_589898187665793876_n282359_803855486391734_2632592601054841752_n

IMG-20151227-WA0002 IMG-20151227-WA0003 IMG-20151227-WA0004 IMG-20151227-WA0006 IMG-20151227-WA0007 IMG-20151227-WA0008 IMG-20151227-WA0010 IMG-20151227-WA0011 IMG-20151227-WA0012 IMG-20151227-WA0014 IMG-20151227-WA0015

12400937_10153902632078678_7461912784098521126_n

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MOTİVASYON ZİNCİRİ…

Çalışanlar için motivasyon, mutluluğun ve başarının anahtarıdır. Çalışanın davranış sürecine iş performansına enerji katarak başarının kapısını aralar.

İşveren için motivasyon, performansın arttırılması için insan davranışlarının uyarılarak yönlendirilmesidir.

Gerek üst yönetim gerekse de astların motivasyon unsurlarını incelediğimiz zaman bir çok unsurun aynı olduğunu görmemek içten bile değil.

Örneğin;

Çalışan Motivasyon Unsurları;

  • İş tatmini
  • Övgü, takdir
  • Önemlilik
  • Eşitlik, şeffaflık
  • Saygınlık (iş ve özel yaşam)
  • Öneri ve fikirler
  • Kişisel gelişim
  • Terfi
  • Gelecek kaygısı

Üst Yönetim Motivasyon Unsurları;

  • İş tatmini
  • Övgü, takdir
  • Önemlilik
  • Çalışan performansı
  • Üretim performansı
  • Yıllık hedefler

Motivasyonun temelinde duygular yatar. Aynı zamanda motivasyon “içsel” ve “dışsal” olarak iki şekilde gözlemlenir.

İçsel motivasyonda, çalışan insanların bazıları yaptığı işinden çok memnun olur, büyük haz alır ve bu durumdan dolayı motive olurlar. Kişinin kendi ihtiyaç ve zevkleriyle ilgilidir.

Dışsal motivasyonda ise çalışanların bir bölümü yaptığı başarılı işlerden ötürü ödüllendirilmek isterler. Fakat yapılan işte hatalar olursa bu durumda da cezalandırmaya tabidir. Bir başka deyişle kişinin cezadan kaçmak, ödül almak ya da başkalarını mutlu etme durumudur.

Bir motivasyon döngüsü oluşturdum ve bunun adına “PİM” adını verdim.

PİM;  Performans – İş Tatmini – Motivasyon

Bunlardan biri olmadığı zaman diğerlerini de yakalamak mümkün olmayacaktır!

İlham verme ve motive etme yeteneği olamayan liderlerin en yaygın gözlenen hatalı davranışlarını  J. Zenger  ve J.Folkman, 2010 yılında yayınladıkları “Inspiring Leadership ( İlham verici liderlik)” isimli kitabında 10 başlık altında toplamaktadır;

  • Enerji ve coşkunun olmaması
  • Amacın ve yönün açıklığının sağlanmaması
  • İddialı hedeflerinin belirlenememesi
  • Kişisel gelişim için bir planın olmaması
  • Koçluk yapılmaması
  • Önemli bilgilerin paylaşılmaması
  • Çalışma ve rekabetin önlenememesi
  • Dürüst ve adil davranılmaması
  • Ekip üyelerinin dinlenmemesi
  • Performans geribildiriminin verilmemesi

motivasyon

Motivasyonla ilgili araştırma yaptığımda üst yönetimden ziyade daha alt kısımdan yani çalışanlardan baz alınarak onların motivasyon durumunu incelemeye aldıklarını gördüm. Aslında, motivasyon çalışanlardan önce yöneticilerde ve hatta işverende aranmalı ve önce onların motivasyonlarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Aslında motivasyon hiyerarşik bir süreç taşır.

Bunu şekillendirirsek;

Patron → Müdür → Yönetici → İşçi

Çünkü; motivasyonu yüksek olan bir patron etrafına pozitif bir enerji yayar. Bu enerji ilk alan yanındaki örgütten sorumlu müdürdür. Müdür yukardan aldığı pozitif enerji ile motivasyonu yüksek olur ve altındaki yönetici/ şef ‘ e bunu yayar ve o da bunu yanındaki çalışan işçilere yansıtır. Bu şekilde bir motivasyon zinciri oluşmuş olur.

Aynı zamanda işletme içinde üst yönetimden astlara kadar uzanan motivasyon yolu süreci örgüte iş tatmini ve performansı da yüksek düzeyde kazandırmış olur. Bu durum sayesinde PİM Döngüsü ( Performans- İş tatmini- Motivasyon) sağlanmış olunur.

Çalışma hayatı açısından baktığımız motivasyon yani sanıldığının aksine çalışandan değil yönetimde daha çok yüksek olması gereken bir unsurdur.

Benim tavsiyem ve savunduğum görüş olarak her şeyden önce kendimiz için şunu yapmalıyız; her sabah uyandığımızda artık yeni bir gün ile karşı karşıya olduğumuzu bilerek aklımızdan tüm olumsuz düşünceleri bırakıp, tamamen pozitif düşünceler içinde “her günün sabahı yeni bir başlangıçtır” diyerek başlayınız…

Aynaya baktığınızda günün ilk gülümsemesini kendinize yapınız”

 

LİDER YÖNETİCİ OLUN!

     Birçok iş ortamında çok fazla yöneticim oldu ama maalesef gördüm ki gerçekten bulunduğu görevi layıkıyla yapan çok az yönetici var. Bu yönetici eksiğinden yola çıkarak “Liderlik ve Yöneticilik” arasında ince nüansları araştırarak siz okurlarımızla paylaşmak istedim…

Lider ve yönetici olmak birbirlerine çok yakın gözükseler de aslında aralarında çok ince ve çok önemli bir çizgi vardır. Lider iyi bir yönetici olmayabilir, zaten olması da gerekmez.  Fakat bir yönetici aynı zamanda liderlik vasıflarına sahip olması gerekmektedir. Yöneticileri ve liderleri incelediğimizde bu ince çizgiyi görmek çokta zor olmasa gerek.

 

Yönetici ile Lider Arasındaki Farklar;

  • Yönetici var olan bir yolu izler, Lider daha uygun yeni bir yolu gösterir.
  • Yönetici saygı görmeyi ister, Lider saygıyı kazanır.
  • Yöneticinin gücü yetkisine dayanır, Liderin gücü iş birliğine.
  • Yönetici hatalıyı bulur, Lider hatanın nasıl ortaya çıktığını.
  • Yönetici kırgınlık yaratır, Lider azim.
  • Yönetici işi doğru yapar, Lider doğru işi yapar.
  • Yönetici, var olanı koruma güdüleri, riske girme arzularına ket vurur.  Lider, işte coşku yaratmayı, fırsat ve ödülleri yüksek tutmayı hedefler.
  • Yönetici “BEN” der, Lider “BİZ”

 

Yöneticilerin Olması Gereken Özellikleri;

  • Şeffaf, tarafsız olmalı.
  • Eşit olmalı.
  • Cinsiyet ayrımı yapmamalı.
  • Güvenilir ve sabırlı olmalı.
  • Ruhsal dengesi sağlam olmalı.
  • İyi bir dinleyici olmalı.
  • Duygusal olmamalı.
  • Özel yaşamını, işi ile karıştırmamalı.
  • Herkesle selamlaşmalı, hiç kimseyi görmezlikten gelmemeli.
  • Yerine getirebileceği sözlerde bulunmalı.
  • Eksik olduğu durumlarda eğitim almalı.
  • Beyin fırtınası yapıp, çalışanlar ile fikir alış verişinde bulunmalı.
  • Gerektiğinde teşekkür etmeli veya özür dilemeli.
  • Yönetici zamanını iyi kullanmalı ve bir kısım zamanını da düşünmeye ayırmalı.
  • Astlarına Mobbing uygulamamalı.
  • Kraldan çok kral olmamalı.
  • Hak ettiği ücreti almalı ve aldığı ücreti hak etmeli.

 

“Aslan ile Karınca”  hikayesi konumuzla ilgili olarak en güzel hikayelerden biridir.

Küçük bir karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…

Çok çalışır… Çok üretir… Ve bunları keyif içinde yapardı.

Patronu aslan, karıncanın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı. Bir gün kârı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir geldi. Eğer karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı.

Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü hamam böceğini işe aldı. Hamam böceği işe öncelikle bir saat alarak başladı. Böylece karıncanın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti. Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. Bu nedenle hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için örümceği işe aldı.

Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamam böceğinin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve karlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.

Hamam böceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artık artan ekipmanlar için de artık bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için sineği işe aldı.

Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiriyordu.

Aslan, karıncanın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü ağustos böceğini işe aldı.

Kendi rahatına ve keyfine düşkün ağustos böceğinin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu. Tabii ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski iş yerindeki yardımcısını işe aldı.

Karıncanın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü. Ağustos böceği, patronu aslanı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.

Bunu üzerine, karıncanın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren aslan, üretimin ve karlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü fark etti. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir danışman olan baykuşu sorunu çözmesi için işe aldı.

Baykuş, karıncanın departmanında 3 ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı.

Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı.”

Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi. Elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan karıncayı işten çıkardı…

 

 

 

 

 

 

 

STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN AMAÇLARI VE 5P MODELİ


Amaçları;

  • İnsan Kaynağının Sağlanması
  • Stratejik yönetime entegre olmak
  • Rekabetçi üstünlüğü sağlamak ve sürdürmek
  • Genel işletme stratejisini desteklemek ve güçlendirmek
  • Günlük sorunlar üzerinde fazlasıyla yoğunlaşmaktan kaçınmak
  • Çevresel değişimlere uygun hareket etmek
  • Yöneticilerin katılımını sağlamak
  • Stratejik planları eyleme dönüştürmek

5P Modeli;

  1. İnsan Kaynakları Psikolojisi; İnsanlara nasıl değer verilmesi ve onurlandırması gerektiğini açıklar.
  2. İnsan Kaynakları Politikaları; Yetenekli insanların işe alınması, çalışanların verimliliğinin artırılması, maliyetlerin azaltılması, iç ve dış çevrenin iyi analiz edilmesi, iş güvenliğine gereken önem verilmesi, çalışan sirkülasyonunun azaltılması ve yetenekli kişilere kariyer imkanlarının sunulması.
  3. İnsan Kaynakları Programları; İş ihtiyaçlarının gerektirdiği stratejik örgütsel değişim çabalarını başlatarak bunu yaymak ve destekleyerek özel tasarlanmış koordineli insan kaynakları çabalarıdır.
  4. İnsan Kaynakları Uygulamaları; Yönetsel ve operasyon roller , liderlik için gerekli bir unsur olarak motivasyonunu sağlar.
  5. İnsan Kaynakları Prosesleri; Etkinliklerin nerede, nasıl, ne zaman yer alacağını belirler.

MUTFAKTA SANAT VAR…

Sanat, insan hayatının her kademesinde yer alıyor; bazen bir müzisyenin notalarında, bazen bir ressamın fırça hareketlerinde ve bazen de iyi bir şef aşçının yemeğindeki mutluluk dokunuşlarında…

Bu sayımızda mutfakta sanatını konuşturan Kanaltürk – Günüm Şahane programından da yakından tanıdığımız, İşletmeci aynı zamanda Mutfak Sanatları Mezunu ve Şeflerin Düellosunda da birinci olan Şef Cihan Arıcan ile birlikte okurlarımız için çok özel sorular sorduk işte o sorular ve Sayın Şef Arıcan’ın verdiği çok özel cevaplar;

*Şef Cihan Arıcan olarak bize biraz kendinizden, katıldığınız yarışmalar, aldığınız ödüllerden ve sertifikalardan bahseder misiniz?

Şeflerin Düellosu yarışmasında mutfak eğitimi için Profesyonel Aşçılık Eğitimi alıyordum. Yarışmada ise daha iki aylık öğrenciydim ama  1. oldum. Sonrada aşçılık eğitimimi bitirdim.

*Yeni bir tarif oluştururken nelere dikkat edersiniz?

Yeni tarifler aslında şu ana kadar var olan tariflerin türemiş halidir. Yaratıcılık ve uyumluluğu temel almak gerekir.

*Formuna dikkat eden okuyucularımız için neler tavsiye edersiniz? Nelerden uzak durmalılar?

İşin sırı karbonhidrat ve protein bazlı menüleri aynı anda tüketmemekte, ikisi aynı anda tüketildiğinde kilo yapar. Tuzu ve şekeri hayatımızdan çıkarmak gerekiyor. Sporda şart!

*Vejetaryenler için ne tür önerilerde bulunursunuz?

Vejetaryenler kendi içlerinde farklı gruplara ayrılırlar. 6 adet vejetaryen grubu vardır ve her birisinin yemediği  (ya da yiyemediği) besinler vardır. Öncesinde hangi grupta olduklarını bilip anlayıp buna göre beslenmeleri gerekir. Fakat hangi grupta olursa olsunlar “protein” ihtiyaçlarını karşılamaları çok önemlidir.

*Türk yemeklerine baktığımızda sizi en çok etkileyen özellikler neler olmuştur?

Bizim mutfağımız karma bir mutfaktır. Bazıları buna kızıyor fakat biz üç kıtaya hükmetmiş ve birçok milletin mutfağından etkilenip şekil almış bir mutfak kültürüne sahip bir ülkeyiz. Bence hayranlık duyulabilecek en güzel özellik şu; görüyor sentezliyor ve kendine has mutfak kültürünüzü oluşturuyorsunuz ve dünyayı hayran bırakıyorsunuz.

*Dünya mutfakları içinde yemeklerini yapmaktan en çok keyif aldığınız mutfak hangisidir? Bu mutfağın sizi cezbeden yanı nelerdir?

Türk mutfağımızın sınırı ucu bucağı yok denecek kadar geniş en büyük zevk kendi mutfağımız, haricinde Uzakdoğu mutfağı çok eğlencelidir çok severim.

*Dünya mutfakları arasında, Türk damak tadına hangi ülke veya ülkelerin mutfağı yakındır? Birkaç örnek verir misiniz?

Türk damak tadına aslında tam olarak şu bu ülke uygun diyemeyiz. Nedeni üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz her kültürden mutfağına bu yüzden sahibiz. En yakın kültürler Arabî mutfaklar ve Akdeniz ülkelerinin mutfakları yine bizim damak tadımıza hitap eder.

*Dünya da ve Türkiye deki ünlü şeflerden kimleri beğenirsiniz? Hangisinin tarzını size daha yakın buluyorsunuz?

İtalyan şeflerden Mark Isabella hem tanıştığımdan dolayı hem de vizyonundan dolayı çok beğenirim, haricinde tabi ki Michel Roux.

Türk şeflerin hepsi değerli şeflerdir.  Şu kişi bu kişi diyememeğim çünkü diğer yakın olduğum üstadların gönül koymasını istemem :))

*Türk mutfağındaki sorunlar nelerdir? Türk mutfağının daha etkin olması için neler yapılabilir?

Tür mutfağında sorun yok ama sunumlarda büyük sorun var. Kepçeyi daldır tabağa dök mantığı çekiciliği kaybettiriyor. İşletmelerin ve aşçıların,  minimalist Türk Mutfağı kavramını artık her mutfakta her yerde benimsemeleri gerekiyor.

*Yemeklerin lezzeti önemli olduğu kadar sunumu da çok önemli. Bununla ilgili olarak okurlarımıza biraz tüyolar verebilirsiniz?

Yemeklerin pişme süreleri önemli bu tada yansıyacağı gibi aynı zamanda renklere ve dokularda yansıyacağından dolayı tabaktaki iştah açıcılığınızda artırır. Tabakları tuval gibi görmek ve nasıl görmek istiyorsanız öyle süslemelisiniz.

*Türkiye’ deki şeflik eğitimini nasıl değerlendirirsiniz?

Çok iyi eğitim veren kurumlar var tabi ki ancak buradan mezun olduklarında siz kralsınız siz şefsiniz diye kaba tabirli gaza getiren işletmeler, eğitim alan kişilerin çalışma hayatında hüsrana uğramalarına sebebiyet veriyorlar ve bu çok büyük bir sorumluluk eğitimi ticarete dönüştürenlerin o insanlara çok büyük sorumluluğu var!

*Bu konuda eğitim almak isteyenlere neler tavsiye etmek istersiniz?

Öncelikle şunu bilmelileri gerekiyor, kimsenin lafına sözüne göre değil yemek ve mutfak sevdanıza göre karar vererek ve harekete geçmeleri gerekiyor. Çünkü mutfağın zorlukları eğitim aldığınız kurumlardaki gibi değil çalışma şartları ve kazançlarda medyada yansıtıldığı gibi değil.

*İyi bir şef aşçı olmak için sahip olunması gereken özellikler nelerdir?

Öncelikle çok iyi bir bilgi, bol bol deneyim ve sabır. Bunlar devamlı olması gerekenler ve sınırsız bir şekilde hep hayatınızda olmalı tabi ki sonu yok.

*Mutfakta olmazsa olmaz kurallarınızdan bahseder misiniz?

Hijyen, Düzen, Dikkat

*Sayın Şef Arıcan,  vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederiz eklemek istediğiniz var mı?

Okurlarınıza bilinçlendirme fırsatı tanıdığınız için ben teşekkür ederim. Bol tirajlı yayınlar diler herkese saygı ve sevgiler.

75. YIL DEPREM KONFERANSI (21 ŞUBAT 1940 DEVELİ DEPREMİ)

21 Şubat 2015 Cumartesi günü Necip Fazıl Kültür Merkezinde (Bahçelievler) “75. Yıl Deprem Konferansı” düzenlendi.

Konferans iki oturumdan oluştu;

Birinci Oturumda, “Kentsel ve Yapısal Deprem Riskleri”

İkinci Oturumda, “Depreme Hazırlık ve Kentleşme ve Kriz Yönetimi”

Konferansın içinde yer alan konular;

  • Deprem,
  • Kayseri Develi Depreminin Bilançosu ve günümüzdeki deprem hazırlık durumu,
  • Diri Faylar,
  • Kentsel Dönüşüm,
  • Deprem Odaklı Yapı Denetimi,
  • Acil Durum ve Afet Yönetimi,
  • Afet Yönetım İlkeleri
  • Afet Tıbbi ve Kriz Yönetimi
  • İlk Yardım

75. YIL DEPREM KONFERANSI PROGRAMI:

13:00 – 14:00 Açılış Konuşmaları

Murat ÖZDEMİR – MMG Başkanı

Dr. Erol TİMUR – MTA Jeoloji Etüdleri Dairesi Başkanı

Mehmet CABBAR – Develi Belediye Başkanı

Osman DEVELİOĞLU – Bahçelievler Belediye Başkanı

Prof. Dr. Pelin GÜNDEŞ BAKIR – Kayseri Milletvekili/İTÜ İnş. Eski Öğretim Üyesi

1. OTURUM: KENTSEL VE YAPISAL DEPREM RİSKLERİ

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Cavit AVCI – İÜ Emekli Öğretim Üyesi/Develi Derneği YK Üyesi

14:00 – 14:20 Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL – 21 Şubat 1940 Kayseri Develi Depremi

14:20 – 14:40 Hasan ELMACI – Kayseri ve Çevresinin Diri Fayları

14:40 – 15:00 Fikret ŞAHİN – Deprem Odaklı Yapı Denetimi

15:00- 15:30 Soru – Cevap

15:30 – 16:00 Çay Molası – Poster Sunumları

2. OTURUM: DEPREME HAZIR KENTLEŞME VE KRİZ YÖNETİMİ

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Recep BOZLAĞAN – Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı

16:30 – 16:50 Mehmet CABBAR – Deprem Odaklı Yerel Yonetim Vizyonu

16:50 – 17:10 Prof. Dr. Deniz EKİNCİ – Afet Yönetimi İlkeleri

17:10 – 17:30 Uzm. Dr. Mehmet Gürül – Afet Tıbbı ve Kriz Yönetimi

17:30 – 18:00 Soru – Cevap ve Kapanış

Konferans Düzenleme Kurulu Başkanı:

Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi

Konferans Düzenleme Sekreteri:

Ebru AYDINDAĞ İstanbul Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Yüksek Lisans Öğrencisi

Konferans Düzenleme Kurulu:

Murat ALPAY, Mehmet İPEK, Mustafa ŞAM, Orhan CEBECİ, Fikret ŞAHİN, Binnur GÜRÜL, Seda TEMEL

Yer : Bahçelievler – Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi

Tarih : 21 Şubat 2015 Cumartesi

Adres : Siyavuş Paşa Mah., Barbaros Cad. No:5, Siyavuşpaşa/Istanbul

MMG Başkanı Murat ÖZDEMİR

Develi Belediye Başkanı Mehmet CABBAR

Konferans Sekreteri Ebru AYDINDAĞ

Konferans BAŞKANI Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL

İnşaat Mühendisi – ISTKAYDER Başkanı Fikret ŞAHİN

Bahçelievler Belediye Başkanı Osman DEVELİOĞLU

Develi Belediye Başkanı Mehmet CABBAR

2014 YILININ KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ

2014 Yılındaki Yatırım Sonuçları;

  • işlem gören hisse senetleri % 26,43 oranında değer kazandı.
  • Yıllık bazda dolar % 8,16 yükseldi
  • Avro % 4,36 değer kaybetti.
  • Cumhuriyet altını geçen yılı, bir önceki yıla göre % 12,13 kayıpla 565 liradan tamamladı.
  • 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yıllık bazda % 11,97 oranında geriledi.
  • Bir önceki yılı 67.801,73 puanla noktalayan Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi hisse senetleri, 2014 yılında ortalama % 26,43 oranında değer kazandı ve 85.721,13 puana yükseldi.
  • Endeks en yüksek seviye olarak 87.048,14 puanı gördü.
  • Endeks en düşük seviye olarak da 60.753,53 puanı gördü.
  • Sanayi Endeksi de % 26,27 oranında artarak 78.724,92 puana yükseldi.
  • Mali Endeksi % 27,32 oranında artarak 115.214,64 puanı gördü.
  • BIST Hizmetler Endeksi % 22,78 oranında artarak 62.195,09 puana yükseldi.
  • 52 haftalık Borsa İstanbul (BIST) serüveninde en fazla kazandıran kağıt LOGO YAZILIM 518,63 oranındaki artışla ön plana çıktı. Sonrasında % 412,28 ile Datagate Bilgisayar ve % 371,50 ‘lik artış ile Tac Tarım Ürünleri oldu.
  • 52 haftalık Borsa İstanbul (BIST) serüveninde en fazla değer kaybeden hisseler ise sırasıyla % 81,38 ile Aksel Enerji, % 80,92 ile İhlas Madencilik ve % 72,22 ile Genpower Holding oldu.
  • Garanti Bankası ise en yüksek piyasa değerine sahip şirket oldu.
  • Altın 2014’te bir önceki yılına göre  değer kazandı. Kapalıçarşı’ da 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 2014 yılında % 6,53 oranında arttı. Geçen yılın sonunda 84,20 liradan satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 2014 yılının son işlem gününde 89,70 lira oldu. 2013 yılını 565 liradan tamamlayan Cumhuriyet altınının satış fiyatı,  2014’ün sonunda 599 liraya yükseldi.

yatirim-araclari

2014 Yılında en Çok Talep Gören Sektörler;

  • Otomotiv Sektörü
  • Bankacılık Sektörü
  • Havayolu – Havaalanı Şirketleri
  • Perakende Sektörü
  • Gıda Sektörü
  • Enerji Sektörü
  • Emlak Sektörü
  • Sigorta Sektörü
  • Tarım Sektörü

 

 

2015 Yılında Yatırımcılara Bol Kazançlar Dilerim…

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights