Arama:

TÜRK – JAPON İŞ DÜNYASI İNOVASYON ARAYIŞI…

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ali Osman Öncel’ in yaptığı “Türk-Japon İş Dünyası” Paneli 26 Aralık Cumartesi akşamı Emin Evim sponsorluğun da yapıldı.

 

  • İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof Dr. Ali Osman Öncel;

Panel açılış konuşmasında kendisinin de bir süre kadar Japonya da kaldığını ifade ederek  Türkiye ve Japonya arasında ki tarihi bağlantılardan, Türk-Japon iş dünyasından, geleneksel kültürlerden ve inovasyon arayışlarından bahsederek üretime ve eğitime ne kadar çok önem verdiğini ortak bir çok proje yapılabileceğinden bahsederek sırasıyla panele katılan konuşmacılara söz hakkı verdi.

 

  • Konuşmacılardan Yurt Dışı Şirketleri Derneği Genel Sekreteri  Sn. Yoshinori Moriwaki;

25 yıldır Türkiye’de bulunduğunu Türk insanını çok iyi gözlemlediğini ve artık yarı Türk olduğunu belirtti.

“En Popüler Japon Ünvanı” seçilen Moriwaki, genel olarak çok iyi bir Türkçeye sahip olup, Türk insanı ile Japon insanı arasındaki farklardan ve özelliklerden bahsetti.

Türkiye’ de yaşamış iki Japon dan ve onların hayatlarından örnekler verdi;

 Japon Mühendis Ryoıchi Kıshı;

“HARAKİRİ !”

Körfez geçiş köprüsünde bağlantı halatlarının yapımında bulunan Japon Mühendis Ryoıchı Kıshı’ nın bağlantı halatlarından birinin kopmasıyla kendisini tamamen sorumlu olmasa da kusurlu bulan Japon mühendisin harakiri yaparak hayatına son verdiğini anlatan Sn. Moriwaki ,

“ Japon insan için söz çok önemlidir!”

Eğer verdiği sözü yerine getiremezse Japonlar hayatına harakiri yaparak son verir dedi.

Japon Dr.  Atsushi Miyazaki ;

Moriwaki, Van’da 2011 yılında 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından yardım  için Van’a  gelen Japon Dr. Atsushi Miyazaki ‘  nin depremden zarar gören insanlar için nasıl mücadele ettiğini ve oradaki halkın nasıl sevgisine layık olduğunu sonrasında da meydana gelen artçı depremle göçük altında kalarak hayata veda ettiğini hatta hayatını insanlığa adamış Dr.Miyazaki ve bu insanı doğuran, yetiştiren annesi için onun anısına bir büst yapıldığını anlattı.

Aynı zamanda da  “Ertuğrul 1890” filminde de yer alan Sn. Moriwaki çok güzel bir proje olduğunu ve bu tür projelerin devam etmesi gerektiğini söyledi.jp

  • Konuşmacılardan Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, Dekan Pof Dr. Nazif Gündoğan;

Türkiye ile Japonya arasındaki üretim ve tüketim farklarını anlatarak otomotiv sektöründen ve yönetim sisteminden örnekler verdi.

Dünyada ki yönetim sisteminden bahseden Sn. Gündoğan;

Amerika, Japonya ve Almanya’nın ne kadar çok üretim odaklı çalıştığını Avrupa’nın ise daha çok tüketim odaklığını vurguladı.

İbn Haldun un sözünü örnek göstererek,

“Mağluplar, galipleri taklit eder ve taklitler bir yere gidemez”  

Mevla’nın “Pergel” anlayışını ifade ederek kendi kültürümüzü unutmadan batıdan tüketim anlayışını değil üretim yeteneğini almamız gerektiğini belirtirken  “yalın üretim” anlayışını benimsememiz gerektiğini söyledi.

 

  • Konuşmacılardan H.I.S. Türkiye Şubesi Genel Müdür Yardımcısı Sn. Dursun Ablat;

15 yıl boyunca Japonya da kaldığını ve o kültürü aldığını kendisini tam olarak Japon olarak gördüğünü ifade eden Sn. Ablat Japonya çalışma hayatındaki müşteri odaklılığından bahsetti.

Japonya da Müşteriyi en yüksek saygı seviyesine taşınması gerektiğini belirtti.

Müşteriye gösterilen saygı Allah’ a gösterilen saygı ile eşittir” dedi.

Japonlar ile Türklerin çalışma hayatlarından kısaca örnekler verirken zamanın öneminden bahsetti. Japonya da eğer sabah 09:00 da mesainiz başlıyorsa ne 5 dakika önce ne de 5 dakika sonra olur diyen Sn. Ablat “bizim için söz ne kadar önemliyse zaman kavramı da o kadar önemlidir” dedi.

 

  • Konuşmacılardan Eminevim Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Emin Üstün;

Otomotiv sektörü ile başladığı bu yolda inşaat sektörü ve enerji sektörü gibi birçok alanda yer aldıklarını söyledi.

“İnsanlarla irtibata geçerek , nasıl topluma yararlı işler yapabilirim ?” düşüncesini benimseyen Sn. Üstün, İnşaat sektöründe de çok etkili olduklarını belirten Sn. Üstün 60 bin müşteri ile çalıştıklarını su anda 20 bin teslimatı gerçekleştirdiğini ve devam ettiklerini vurguladı.

Aslında İnşaat Mühendisi olan Sn. Üstün organizasyon benim işim diyor.

“Herkesle ortak olabilirim…”

Gerek Türkiye de olsun gerekse de Dünya da birçok saygın kuruluşla ortaklığı mevcut olan Sn.Üstün

Düzgün bir proje ile gelen herkes ile ortak olabileceğini söyledi ve üretime fazlasıyla önem verdiğini üstüne basa basa ekledi.

Türk – Japon İs Dünyası Paneli ile ilgili bir kaç kare;

1890 (2) 282359_803855486391734_2632592601054841752_n 580366_10154421691372501_7105448539601077263_n 943876_10153902631853678_2020157966778295108_n 1463889_10154421683912501_3395000352036072342_n 1526708_10153902631943678_8648035385444437212_n 1557713_10153902631873678_1744033379166965776_n 1915270_10154421691757501_4174277437332817604_n 1915417_10153902632128678_4880312380793680263_n 10013708_10153902631993678_4437928086618770787_n 10274104_803855359725080_2017183109913912193_n 10445506_10154421690362501_1651744215508913420_n 10622716_10154421689622501_589898187665793876_n282359_803855486391734_2632592601054841752_n

IMG-20151227-WA0002 IMG-20151227-WA0003 IMG-20151227-WA0004 IMG-20151227-WA0006 IMG-20151227-WA0007 IMG-20151227-WA0008 IMG-20151227-WA0010 IMG-20151227-WA0011 IMG-20151227-WA0012 IMG-20151227-WA0014 IMG-20151227-WA0015

12400937_10153902632078678_7461912784098521126_n

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MOTİVASYON ZİNCİRİ…

Çalışanlar için motivasyon, mutluluğun ve başarının anahtarıdır. Çalışanın davranış sürecine iş performansına enerji katarak başarının kapısını aralar.

İşveren için motivasyon, performansın arttırılması için insan davranışlarının uyarılarak yönlendirilmesidir.

Gerek üst yönetim gerekse de astların motivasyon unsurlarını incelediğimiz zaman bir çok unsurun aynı olduğunu görmemek içten bile değil.

Örneğin;

Çalışan Motivasyon Unsurları;

  • İş tatmini
  • Övgü, takdir
  • Önemlilik
  • Eşitlik, şeffaflık
  • Saygınlık (iş ve özel yaşam)
  • Öneri ve fikirler
  • Kişisel gelişim
  • Terfi
  • Gelecek kaygısı

Üst Yönetim Motivasyon Unsurları;

  • İş tatmini
  • Övgü, takdir
  • Önemlilik
  • Çalışan performansı
  • Üretim performansı
  • Yıllık hedefler

Motivasyonun temelinde duygular yatar. Aynı zamanda motivasyon “içsel” ve “dışsal” olarak iki şekilde gözlemlenir.

İçsel motivasyonda, çalışan insanların bazıları yaptığı işinden çok memnun olur, büyük haz alır ve bu durumdan dolayı motive olurlar. Kişinin kendi ihtiyaç ve zevkleriyle ilgilidir.

Dışsal motivasyonda ise çalışanların bir bölümü yaptığı başarılı işlerden ötürü ödüllendirilmek isterler. Fakat yapılan işte hatalar olursa bu durumda da cezalandırmaya tabidir. Bir başka deyişle kişinin cezadan kaçmak, ödül almak ya da başkalarını mutlu etme durumudur.

Bir motivasyon döngüsü oluşturdum ve bunun adına “PİM” adını verdim.

PİM;  Performans – İş Tatmini – Motivasyon

Bunlardan biri olmadığı zaman diğerlerini de yakalamak mümkün olmayacaktır!

İlham verme ve motive etme yeteneği olamayan liderlerin en yaygın gözlenen hatalı davranışlarını  J. Zenger  ve J.Folkman, 2010 yılında yayınladıkları “Inspiring Leadership ( İlham verici liderlik)” isimli kitabında 10 başlık altında toplamaktadır;

  • Enerji ve coşkunun olmaması
  • Amacın ve yönün açıklığının sağlanmaması
  • İddialı hedeflerinin belirlenememesi
  • Kişisel gelişim için bir planın olmaması
  • Koçluk yapılmaması
  • Önemli bilgilerin paylaşılmaması
  • Çalışma ve rekabetin önlenememesi
  • Dürüst ve adil davranılmaması
  • Ekip üyelerinin dinlenmemesi
  • Performans geribildiriminin verilmemesi

motivasyon

Motivasyonla ilgili araştırma yaptığımda üst yönetimden ziyade daha alt kısımdan yani çalışanlardan baz alınarak onların motivasyon durumunu incelemeye aldıklarını gördüm. Aslında, motivasyon çalışanlardan önce yöneticilerde ve hatta işverende aranmalı ve önce onların motivasyonlarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Aslında motivasyon hiyerarşik bir süreç taşır.

Bunu şekillendirirsek;

Patron → Müdür → Yönetici → İşçi

Çünkü; motivasyonu yüksek olan bir patron etrafına pozitif bir enerji yayar. Bu enerji ilk alan yanındaki örgütten sorumlu müdürdür. Müdür yukardan aldığı pozitif enerji ile motivasyonu yüksek olur ve altındaki yönetici/ şef ‘ e bunu yayar ve o da bunu yanındaki çalışan işçilere yansıtır. Bu şekilde bir motivasyon zinciri oluşmuş olur.

Aynı zamanda işletme içinde üst yönetimden astlara kadar uzanan motivasyon yolu süreci örgüte iş tatmini ve performansı da yüksek düzeyde kazandırmış olur. Bu durum sayesinde PİM Döngüsü ( Performans- İş tatmini- Motivasyon) sağlanmış olunur.

Çalışma hayatı açısından baktığımız motivasyon yani sanıldığının aksine çalışandan değil yönetimde daha çok yüksek olması gereken bir unsurdur.

Benim tavsiyem ve savunduğum görüş olarak her şeyden önce kendimiz için şunu yapmalıyız; her sabah uyandığımızda artık yeni bir gün ile karşı karşıya olduğumuzu bilerek aklımızdan tüm olumsuz düşünceleri bırakıp, tamamen pozitif düşünceler içinde “her günün sabahı yeni bir başlangıçtır” diyerek başlayınız…

Aynaya baktığınızda günün ilk gülümsemesini kendinize yapınız”

 

LİDER YÖNETİCİ OLUN!

     Birçok iş ortamında çok fazla yöneticim oldu ama maalesef gördüm ki gerçekten bulunduğu görevi layıkıyla yapan çok az yönetici var. Bu yönetici eksiğinden yola çıkarak “Liderlik ve Yöneticilik” arasında ince nüansları araştırarak siz okurlarımızla paylaşmak istedim…

Lider ve yönetici olmak birbirlerine çok yakın gözükseler de aslında aralarında çok ince ve çok önemli bir çizgi vardır. Lider iyi bir yönetici olmayabilir, zaten olması da gerekmez.  Fakat bir yönetici aynı zamanda liderlik vasıflarına sahip olması gerekmektedir. Yöneticileri ve liderleri incelediğimizde bu ince çizgiyi görmek çokta zor olmasa gerek.

 

Yönetici ile Lider Arasındaki Farklar;

  • Yönetici var olan bir yolu izler, Lider daha uygun yeni bir yolu gösterir.
  • Yönetici saygı görmeyi ister, Lider saygıyı kazanır.
  • Yöneticinin gücü yetkisine dayanır, Liderin gücü iş birliğine.
  • Yönetici hatalıyı bulur, Lider hatanın nasıl ortaya çıktığını.
  • Yönetici kırgınlık yaratır, Lider azim.
  • Yönetici işi doğru yapar, Lider doğru işi yapar.
  • Yönetici, var olanı koruma güdüleri, riske girme arzularına ket vurur.  Lider, işte coşku yaratmayı, fırsat ve ödülleri yüksek tutmayı hedefler.
  • Yönetici “BEN” der, Lider “BİZ”

 

Yöneticilerin Olması Gereken Özellikleri;

  • Şeffaf, tarafsız olmalı.
  • Eşit olmalı.
  • Cinsiyet ayrımı yapmamalı.
  • Güvenilir ve sabırlı olmalı.
  • Ruhsal dengesi sağlam olmalı.
  • İyi bir dinleyici olmalı.
  • Duygusal olmamalı.
  • Özel yaşamını, işi ile karıştırmamalı.
  • Herkesle selamlaşmalı, hiç kimseyi görmezlikten gelmemeli.
  • Yerine getirebileceği sözlerde bulunmalı.
  • Eksik olduğu durumlarda eğitim almalı.
  • Beyin fırtınası yapıp, çalışanlar ile fikir alış verişinde bulunmalı.
  • Gerektiğinde teşekkür etmeli veya özür dilemeli.
  • Yönetici zamanını iyi kullanmalı ve bir kısım zamanını da düşünmeye ayırmalı.
  • Astlarına Mobbing uygulamamalı.
  • Kraldan çok kral olmamalı.
  • Hak ettiği ücreti almalı ve aldığı ücreti hak etmeli.

 

“Aslan ile Karınca”  hikayesi konumuzla ilgili olarak en güzel hikayelerden biridir.

Küçük bir karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…

Çok çalışır… Çok üretir… Ve bunları keyif içinde yapardı.

Patronu aslan, karıncanın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı. Bir gün kârı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir geldi. Eğer karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı.

Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü hamam böceğini işe aldı. Hamam böceği işe öncelikle bir saat alarak başladı. Böylece karıncanın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti. Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. Bu nedenle hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için örümceği işe aldı.

Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamam böceğinin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve karlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.

Hamam böceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artık artan ekipmanlar için de artık bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için sineği işe aldı.

Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiriyordu.

Aslan, karıncanın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü ağustos böceğini işe aldı.

Kendi rahatına ve keyfine düşkün ağustos böceğinin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu. Tabii ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski iş yerindeki yardımcısını işe aldı.

Karıncanın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü. Ağustos böceği, patronu aslanı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.

Bunu üzerine, karıncanın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren aslan, üretimin ve karlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü fark etti. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir danışman olan baykuşu sorunu çözmesi için işe aldı.

Baykuş, karıncanın departmanında 3 ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı.

Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı.”

Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi. Elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan karıncayı işten çıkardı…

 

 

 

 

 

 

 

STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN AMAÇLARI VE 5P MODELİ


Amaçları;

  • İnsan Kaynağının Sağlanması
  • Stratejik yönetime entegre olmak
  • Rekabetçi üstünlüğü sağlamak ve sürdürmek
  • Genel işletme stratejisini desteklemek ve güçlendirmek
  • Günlük sorunlar üzerinde fazlasıyla yoğunlaşmaktan kaçınmak
  • Çevresel değişimlere uygun hareket etmek
  • Yöneticilerin katılımını sağlamak
  • Stratejik planları eyleme dönüştürmek

5P Modeli;

  1. İnsan Kaynakları Psikolojisi; İnsanlara nasıl değer verilmesi ve onurlandırması gerektiğini açıklar.
  2. İnsan Kaynakları Politikaları; Yetenekli insanların işe alınması, çalışanların verimliliğinin artırılması, maliyetlerin azaltılması, iç ve dış çevrenin iyi analiz edilmesi, iş güvenliğine gereken önem verilmesi, çalışan sirkülasyonunun azaltılması ve yetenekli kişilere kariyer imkanlarının sunulması.
  3. İnsan Kaynakları Programları; İş ihtiyaçlarının gerektirdiği stratejik örgütsel değişim çabalarını başlatarak bunu yaymak ve destekleyerek özel tasarlanmış koordineli insan kaynakları çabalarıdır.
  4. İnsan Kaynakları Uygulamaları; Yönetsel ve operasyon roller , liderlik için gerekli bir unsur olarak motivasyonunu sağlar.
  5. İnsan Kaynakları Prosesleri; Etkinliklerin nerede, nasıl, ne zaman yer alacağını belirler.

MUTFAKTA SANAT VAR…

Sanat, insan hayatının her kademesinde yer alıyor; bazen bir müzisyenin notalarında, bazen bir ressamın fırça hareketlerinde ve bazen de iyi bir şef aşçının yemeğindeki mutluluk dokunuşlarında…

Bu sayımızda mutfakta sanatını konuşturan Kanaltürk – Günüm Şahane programından da yakından tanıdığımız, İşletmeci aynı zamanda Mutfak Sanatları Mezunu ve Şeflerin Düellosunda da birinci olan Şef Cihan Arıcan ile birlikte okurlarımız için çok özel sorular sorduk işte o sorular ve Sayın Şef Arıcan’ın verdiği çok özel cevaplar;

*Şef Cihan Arıcan olarak bize biraz kendinizden, katıldığınız yarışmalar, aldığınız ödüllerden ve sertifikalardan bahseder misiniz?

Şeflerin Düellosu yarışmasında mutfak eğitimi için Profesyonel Aşçılık Eğitimi alıyordum. Yarışmada ise daha iki aylık öğrenciydim ama  1. oldum. Sonrada aşçılık eğitimimi bitirdim.

*Yeni bir tarif oluştururken nelere dikkat edersiniz?

Yeni tarifler aslında şu ana kadar var olan tariflerin türemiş halidir. Yaratıcılık ve uyumluluğu temel almak gerekir.

*Formuna dikkat eden okuyucularımız için neler tavsiye edersiniz? Nelerden uzak durmalılar?

İşin sırı karbonhidrat ve protein bazlı menüleri aynı anda tüketmemekte, ikisi aynı anda tüketildiğinde kilo yapar. Tuzu ve şekeri hayatımızdan çıkarmak gerekiyor. Sporda şart!

*Vejetaryenler için ne tür önerilerde bulunursunuz?

Vejetaryenler kendi içlerinde farklı gruplara ayrılırlar. 6 adet vejetaryen grubu vardır ve her birisinin yemediği  (ya da yiyemediği) besinler vardır. Öncesinde hangi grupta olduklarını bilip anlayıp buna göre beslenmeleri gerekir. Fakat hangi grupta olursa olsunlar “protein” ihtiyaçlarını karşılamaları çok önemlidir.

*Türk yemeklerine baktığımızda sizi en çok etkileyen özellikler neler olmuştur?

Bizim mutfağımız karma bir mutfaktır. Bazıları buna kızıyor fakat biz üç kıtaya hükmetmiş ve birçok milletin mutfağından etkilenip şekil almış bir mutfak kültürüne sahip bir ülkeyiz. Bence hayranlık duyulabilecek en güzel özellik şu; görüyor sentezliyor ve kendine has mutfak kültürünüzü oluşturuyorsunuz ve dünyayı hayran bırakıyorsunuz.

*Dünya mutfakları içinde yemeklerini yapmaktan en çok keyif aldığınız mutfak hangisidir? Bu mutfağın sizi cezbeden yanı nelerdir?

Türk mutfağımızın sınırı ucu bucağı yok denecek kadar geniş en büyük zevk kendi mutfağımız, haricinde Uzakdoğu mutfağı çok eğlencelidir çok severim.

*Dünya mutfakları arasında, Türk damak tadına hangi ülke veya ülkelerin mutfağı yakındır? Birkaç örnek verir misiniz?

Türk damak tadına aslında tam olarak şu bu ülke uygun diyemeyiz. Nedeni üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz her kültürden mutfağına bu yüzden sahibiz. En yakın kültürler Arabî mutfaklar ve Akdeniz ülkelerinin mutfakları yine bizim damak tadımıza hitap eder.

*Dünya da ve Türkiye deki ünlü şeflerden kimleri beğenirsiniz? Hangisinin tarzını size daha yakın buluyorsunuz?

İtalyan şeflerden Mark Isabella hem tanıştığımdan dolayı hem de vizyonundan dolayı çok beğenirim, haricinde tabi ki Michel Roux.

Türk şeflerin hepsi değerli şeflerdir.  Şu kişi bu kişi diyememeğim çünkü diğer yakın olduğum üstadların gönül koymasını istemem :))

*Türk mutfağındaki sorunlar nelerdir? Türk mutfağının daha etkin olması için neler yapılabilir?

Tür mutfağında sorun yok ama sunumlarda büyük sorun var. Kepçeyi daldır tabağa dök mantığı çekiciliği kaybettiriyor. İşletmelerin ve aşçıların,  minimalist Türk Mutfağı kavramını artık her mutfakta her yerde benimsemeleri gerekiyor.

*Yemeklerin lezzeti önemli olduğu kadar sunumu da çok önemli. Bununla ilgili olarak okurlarımıza biraz tüyolar verebilirsiniz?

Yemeklerin pişme süreleri önemli bu tada yansıyacağı gibi aynı zamanda renklere ve dokularda yansıyacağından dolayı tabaktaki iştah açıcılığınızda artırır. Tabakları tuval gibi görmek ve nasıl görmek istiyorsanız öyle süslemelisiniz.

*Türkiye’ deki şeflik eğitimini nasıl değerlendirirsiniz?

Çok iyi eğitim veren kurumlar var tabi ki ancak buradan mezun olduklarında siz kralsınız siz şefsiniz diye kaba tabirli gaza getiren işletmeler, eğitim alan kişilerin çalışma hayatında hüsrana uğramalarına sebebiyet veriyorlar ve bu çok büyük bir sorumluluk eğitimi ticarete dönüştürenlerin o insanlara çok büyük sorumluluğu var!

*Bu konuda eğitim almak isteyenlere neler tavsiye etmek istersiniz?

Öncelikle şunu bilmelileri gerekiyor, kimsenin lafına sözüne göre değil yemek ve mutfak sevdanıza göre karar vererek ve harekete geçmeleri gerekiyor. Çünkü mutfağın zorlukları eğitim aldığınız kurumlardaki gibi değil çalışma şartları ve kazançlarda medyada yansıtıldığı gibi değil.

*İyi bir şef aşçı olmak için sahip olunması gereken özellikler nelerdir?

Öncelikle çok iyi bir bilgi, bol bol deneyim ve sabır. Bunlar devamlı olması gerekenler ve sınırsız bir şekilde hep hayatınızda olmalı tabi ki sonu yok.

*Mutfakta olmazsa olmaz kurallarınızdan bahseder misiniz?

Hijyen, Düzen, Dikkat

*Sayın Şef Arıcan,  vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederiz eklemek istediğiniz var mı?

Okurlarınıza bilinçlendirme fırsatı tanıdığınız için ben teşekkür ederim. Bol tirajlı yayınlar diler herkese saygı ve sevgiler.

75. YIL DEPREM KONFERANSI (21 ŞUBAT 1940 DEVELİ DEPREMİ)

21 Şubat 2015 Cumartesi günü Necip Fazıl Kültür Merkezinde (Bahçelievler) “75. Yıl Deprem Konferansı” düzenlendi.

Konferans iki oturumdan oluştu;

Birinci Oturumda, “Kentsel ve Yapısal Deprem Riskleri”

İkinci Oturumda, “Depreme Hazırlık ve Kentleşme ve Kriz Yönetimi”

Konferansın içinde yer alan konular;

  • Deprem,
  • Kayseri Develi Depreminin Bilançosu ve günümüzdeki deprem hazırlık durumu,
  • Diri Faylar,
  • Kentsel Dönüşüm,
  • Deprem Odaklı Yapı Denetimi,
  • Acil Durum ve Afet Yönetimi,
  • Afet Yönetım İlkeleri
  • Afet Tıbbi ve Kriz Yönetimi
  • İlk Yardım

75. YIL DEPREM KONFERANSI PROGRAMI:

13:00 – 14:00 Açılış Konuşmaları

Murat ÖZDEMİR – MMG Başkanı

Dr. Erol TİMUR – MTA Jeoloji Etüdleri Dairesi Başkanı

Mehmet CABBAR – Develi Belediye Başkanı

Osman DEVELİOĞLU – Bahçelievler Belediye Başkanı

Prof. Dr. Pelin GÜNDEŞ BAKIR – Kayseri Milletvekili/İTÜ İnş. Eski Öğretim Üyesi

1. OTURUM: KENTSEL VE YAPISAL DEPREM RİSKLERİ

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Cavit AVCI – İÜ Emekli Öğretim Üyesi/Develi Derneği YK Üyesi

14:00 – 14:20 Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL – 21 Şubat 1940 Kayseri Develi Depremi

14:20 – 14:40 Hasan ELMACI – Kayseri ve Çevresinin Diri Fayları

14:40 – 15:00 Fikret ŞAHİN – Deprem Odaklı Yapı Denetimi

15:00- 15:30 Soru – Cevap

15:30 – 16:00 Çay Molası – Poster Sunumları

2. OTURUM: DEPREME HAZIR KENTLEŞME VE KRİZ YÖNETİMİ

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Recep BOZLAĞAN – Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı

16:30 – 16:50 Mehmet CABBAR – Deprem Odaklı Yerel Yonetim Vizyonu

16:50 – 17:10 Prof. Dr. Deniz EKİNCİ – Afet Yönetimi İlkeleri

17:10 – 17:30 Uzm. Dr. Mehmet Gürül – Afet Tıbbı ve Kriz Yönetimi

17:30 – 18:00 Soru – Cevap ve Kapanış

Konferans Düzenleme Kurulu Başkanı:

Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi

Konferans Düzenleme Sekreteri:

Ebru AYDINDAĞ İstanbul Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Yüksek Lisans Öğrencisi

Konferans Düzenleme Kurulu:

Murat ALPAY, Mehmet İPEK, Mustafa ŞAM, Orhan CEBECİ, Fikret ŞAHİN, Binnur GÜRÜL, Seda TEMEL

Yer : Bahçelievler – Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi

Tarih : 21 Şubat 2015 Cumartesi

Adres : Siyavuş Paşa Mah., Barbaros Cad. No:5, Siyavuşpaşa/Istanbul

MMG Başkanı Murat ÖZDEMİR

Develi Belediye Başkanı Mehmet CABBAR

Konferans Sekreteri Ebru AYDINDAĞ

Konferans BAŞKANI Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL

İnşaat Mühendisi – ISTKAYDER Başkanı Fikret ŞAHİN

Bahçelievler Belediye Başkanı Osman DEVELİOĞLU

Develi Belediye Başkanı Mehmet CABBAR

2014 YILININ KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ

2014 Yılındaki Yatırım Sonuçları;

  • işlem gören hisse senetleri % 26,43 oranında değer kazandı.
  • Yıllık bazda dolar % 8,16 yükseldi
  • Avro % 4,36 değer kaybetti.
  • Cumhuriyet altını geçen yılı, bir önceki yıla göre % 12,13 kayıpla 565 liradan tamamladı.
  • 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yıllık bazda % 11,97 oranında geriledi.
  • Bir önceki yılı 67.801,73 puanla noktalayan Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi hisse senetleri, 2014 yılında ortalama % 26,43 oranında değer kazandı ve 85.721,13 puana yükseldi.
  • Endeks en yüksek seviye olarak 87.048,14 puanı gördü.
  • Endeks en düşük seviye olarak da 60.753,53 puanı gördü.
  • Sanayi Endeksi de % 26,27 oranında artarak 78.724,92 puana yükseldi.
  • Mali Endeksi % 27,32 oranında artarak 115.214,64 puanı gördü.
  • BIST Hizmetler Endeksi % 22,78 oranında artarak 62.195,09 puana yükseldi.
  • 52 haftalık Borsa İstanbul (BIST) serüveninde en fazla kazandıran kağıt LOGO YAZILIM 518,63 oranındaki artışla ön plana çıktı. Sonrasında % 412,28 ile Datagate Bilgisayar ve % 371,50 ‘lik artış ile Tac Tarım Ürünleri oldu.
  • 52 haftalık Borsa İstanbul (BIST) serüveninde en fazla değer kaybeden hisseler ise sırasıyla % 81,38 ile Aksel Enerji, % 80,92 ile İhlas Madencilik ve % 72,22 ile Genpower Holding oldu.
  • Garanti Bankası ise en yüksek piyasa değerine sahip şirket oldu.
  • Altın 2014’te bir önceki yılına göre  değer kazandı. Kapalıçarşı’ da 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 2014 yılında % 6,53 oranında arttı. Geçen yılın sonunda 84,20 liradan satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 2014 yılının son işlem gününde 89,70 lira oldu. 2013 yılını 565 liradan tamamlayan Cumhuriyet altınının satış fiyatı,  2014’ün sonunda 599 liraya yükseldi.

yatirim-araclari

2014 Yılında en Çok Talep Gören Sektörler;

  • Otomotiv Sektörü
  • Bankacılık Sektörü
  • Havayolu – Havaalanı Şirketleri
  • Perakende Sektörü
  • Gıda Sektörü
  • Enerji Sektörü
  • Emlak Sektörü
  • Sigorta Sektörü
  • Tarım Sektörü

 

 

2015 Yılında Yatırımcılara Bol Kazançlar Dilerim…

DÜNYA’ DA BİR İLK, CANLI AFET TAKİP PROJESİNİ BAŞLATTIK!

“her yıl şiddetli yağmurlarda evim sular altın da kalıyor”

“en ufak bir deprem de evim çok sallanıyor”

“her yıl evim 1 metre kayıyor”

Bunun gibi afet sorunlardan kurtulmak mümkün hale gelecek…

Marmara depreminin yıl dönümüne özel, İstanbul Üniversitesinden Mühendislik Bilimleri Bölümü Kurucu Başkanı aynı zamanda XII. Dönem Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Öncel ile Ağustos ayına özel “Deprem Kapıda” manşetli röportaj yapmıştık.

Bu röportajımız çok ses getirmişti ve Deprem ile ilgili hem bilmediğimiz bir çok bilgiyi hem de Deprem ile ilgili bir çok eksikleri ortaya çıkarmıştık.

Bu eksiklerden biri de “Alo Deprem Hattı” gibi maalesef bizim ülkede olmayan eksikliklerdendi.

İşte bu eksiklerden yola çıkarak tekrar Sayın Prof. Dr. Ali Osman Öncel ile bir araya geldik.

Sayın Öncel ile bir çok konu hakkında sohbet ettik ve bir çok sorular sordum bunlardan biride, hocam sizi yakından takip eden biri olarak görüyorum ki depremler ve afet yönetimi sistemi üzerine bir çok konferanslar ve eğitimler veriyorsunuz hatta konferanslarınıza katılanlara “katılım sertifikası” ile belgelendiriyorsunuz. Afetler konusun da birçok çalışmanız mevcut.

Peki hocam bizler neler yapabiliriz?

Sayın Öncel’ in bana söylediği şu oldu; siz ve sizin gibi gençlere “genç ve yenilikçi beyinlere” bu ülkemizin ihtiyacı var. Sizlerden gelecek her yeni fikirlere tecrübelerimiz ile desteklemek isteriz diye cevapladı.

O anda Deprem Kapıda manşetli röportajımızdan yola çıkarak koyu bir sohbete daldık ve DÜNYA’DA İLK OLACAK BİR PROJEYE BAŞLADIK!

Sayın Prof. Dr. Ali Osman Öncel ile hem Dünya da bir ilk gerçekleştirmek hem de diğer ülkelere bu proje sistemi ile örnek olmak üzere tasarlayama başladık…

Projemizin adı; ” CANLI AFET TAKİP SİSTEMİ”

afet takip sistemi

Amacımız, Bu sistem sayesinde DEPREM, YANGIN, SEL, ÇIG, FIRTINA ve HEYELAN gibi afetlerin etkilediği yerlerin şiddetlerini tam olarak tespit etmek, mahalle/ilçe/il ölçeğinde dağılımlarını görmek ve bu tür afetlerden sonra uygulanacak hızlı acil durum yönetimiyle minimum seviyede etkilenmişliği (Şiddeti) azaltmak.

Canlı Afet Takip Sisteminin Çalışma Sistemi;

Deprem Kapıda manşetli röportajımızın adından da yola çıkarak her mahallenin belirlenmiş sokaklarındaki bazı binalarında resimdeki zil şeklindeki gibi bir cihaz monte etmek. Bu cihazda görüldüğü gibi DEPREM, YANGIN, SEL, ÇIG ve HEYELAN gibi afetlerin olduğu zil tuşları var. Bu ziller uydu ile il ölçeğinde Afet Koordinasyon Merkezinde toplanması ve ülke genelinde AFAD Ulusal Sürekli Afet İzleme Merkezi ile görünür canlı veri tabanı oluşturulması Toplanacak veriler Ulusal Riskli Alanlar Haritasının sürdürülebilir güncellenmesinde kullanılacak. Veri toplama merkezine vatandaş katılımı sağlanacak ve halk odaklı canlı afet takip sistemiyle ulusal sakınım haritalarında güncelleme, müdahale ve afet odaklı şehir planlaması yapılmasına dinamik katkı sağlanacak.

Afetin gerçekleştiği yerde;

  • Deprem ziline basıldığında – Afet Koordinasyon Merkezinde Sarı ışık,

  • Yangın ziline basıldığında – Afet Koordinasyon Merkezinde Kırmızı ışık,

  •  Sel ziline basıldığında – Afet Koordinasyon Merkezinde Mavi ışık,

  • Çığ ziline basıldığında – Afet Koordinasyon Merkezinde Beyaz ışık,

  • Heyelan ziline basıldığında – Afet Koordinasyon Merkezinde Gri ışık gibi gerçekleşen afet ve afet yeri tespit edilmiş olunacak.

Bu ziller sayesin de bu doğal afetlerden HANGİ BÖLGE-HANGİ ŞEHİR- HANGİ MAHALLE HATTA HANGİ SOKAK daha fazla etkilemiş olduğu kayıt altına alınacak ve günlük hava raporuna benzer olarak günlük Afet Durum Raporu sunumları için harita ölçeğinde veri çıkacak . Yani afetin en çok etkilendiği yerin sürekli günlük takibi ve noktasal değişimi belirlenmiş olacak.

“CANLI AFET TAKİP SİSTEMİ” sayesinde özelikle kentsel dönüşüm projeleri hazırlanırken afetlerden en çok etkilenen bu noktalar yeşil alanlara, yani park ve bahçe alanları yapılacak. Bina kat sayıları ve en önemlisi bina yapılaşmasında kullanılacak zemin emniyet katsayısı afet derece sistemine göre tasarlanmış olacak. Sel, heyelan ve sıvılaşma riskli eski dere yataklarının tespiti yapılacak, risk yüksek görünenbölgesi nitelikli yerler yapılaşmaya kapanacak.

Bu proje sayesinde “her yıl şiddetli yağmurlarda evim sular altın da kalıyor” gibi haberleri artık görmemek mümkün hale gelecek.

Evet bu zaman alacak bir proje ama bu proje ile bizim geleceğimiz afetlerden korunmuş ve hayatta kalmış olacaklar…

E – TİCARET ÇAĞI…

 

“Ticaretin sadece iki basamağı vardır; pazarlama ve yeniliktir” ( Peter Drucker )

Son on yıldır teknolojinin ve internetin ilerlemesi ile yenilenen ticaret anlayışı e-Ticaret ile buluştuğundan bu zamana kadar çok hızlı ilerledi.

Ticaretin elektronik versiyonu olan e-ticaret yani elektronik ticaret internet ortamında ticaret yapmaya olanak sağlar. İlk defa 1990’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkmıştır. İnternet kullanımının bu yıllarda hızla artması, internette pazarlama tekniklerinin kullanılabileceği düşüncesini oluşturmuştur. İnsanların internet üzerinden ürünleri para karşılığında alınıp satılmasına olanak yaratır.

İnternet ortamında ticaretin akışı, ticaret yapacak firmaların konuyla ilgili elektronik ortamda araştırma yapıp bilgilenmesi ve elektronik ortamda yani internette firmaların ya da alıcı  veya satıcının buluşması üzerinedir. Alıcı satıcının ürününü alma kararı verince ödemi süreci başlar paranın satıcıya ulaşması yine elektronik ortamda yerine getirilir. Taahhüdün yerine getirilmesi ile mal veya hizmetin müşteriye teslimi sonrasında da gerekirse bakım ve destek hizmetlerin yerine getirilmesi ile e-ticaret işlemi gerçekleşmiş olur.

E-Ticarette her cinsten ürün veya hizmet satılabilir önemli olan bunun pazarlama kısmıdır!

Geleneksel pazarlama yöntemlerine ek olarak teknolojik bir dijital pazarlama tekniğidir.

Kullanılan bu teknik sayesinde belirli bir kitlenin dışına çıkılarak internet kullanan herkese satış yapılabilmektedir.

Fiziksel mağazalarla karşılaştırıldığında sadece yaşanılan bölgeye değil tüm dünyaya satış yapabilen sanal mağazalar olarak da bilinmektedirler.

E-ticarette internet, yazılım, telefon, fax, muhasebe programları, online ödeme sistemleri, sunucular gibi bir çok araç bir arada kullanılmaktadır.

Ürün satmak ve ürün satın almak isteyen işletme ve bireyler bu araçlar sayesinde bir araya gelmektedir.

Herhangi bir fiziksel temas olmadan internet üzerinden satış gerçekleşmektedir.

E-Ticarete başlamak için vergi mükellefi olmalı yani fatura kesebilecek durumda olmalısınız. Ürün yada hizmetin satış yaptığınızda resmi olarak kayıt tutulması gerekir.

 

E- Ticaret yapmanız için gerekenler;

*E-Ticaret Vergi numarası olmazsa olmaz.

*Ticaret ortamını oluşturacağınız elektronik sistem.

*E-Ticarette ödeme alabileceğiniz elektronik para transfer sistemi.

*Tabi ki çok iyi bir pazarlama stratejisi.

 

E-Ticaret; üretici, alıcı, bankalar, sigorta şirketleri, nakliye yani kargo işlemleri, yazılım firmaları ve devlet kapsamında gerçekleşir.

 

*Üretici : Satılan ürünün üretimini yapan şirket , dolaylı yoldan e-ticaretten gelir sağlıyor.

 

*Bankalar : EFT/HAVALE gibi para aktarım işlemlerden aldıkları komisyonla e-ticaret ile gelir sağlayan kurumlar.

 

*Sigorta Şirketleri : Gönderilen ürünün sigortalayarak e-ticaret yelpazesinden para kazanan bir başka kurum ise sigorta şirketleri.

 

*Nakliye/Kargo : Ürünün alıcıya ulaşmasında rol oynayan kargo şirketleri de e-ticaretten gelir elde ediyor.

 

*Yazılım firmaları : E-Ticaret yapılması için yazılım üreten firmalarda bu sektörden ekmek yiyor.

 

*Devlet : Ticaretten doğan vergi kapsamıyla devlette gelir elde etmiş oluyor.

 

 

E-Ticaretin türleri;

E-Ticaret ticaret tarafları ve ticaret hacimleri bakımından dörde ayrılır.

· Şirketler Arası (B2B- Business To Business) Elektronik Ticaret

· Şirket-Tüketici Arası Elektronik Ticaret

· Şirket-Kamu İdaresi Arası Elektronik Ticaret

· Tüketici-Kamu İdaresi Arası Elektronik Ticaret

 

E- Ticaretin Yararları;

*Çok hızlı bir zamanda istediğiniz ürüne haftanın 7 günü 24 saat içinde ulaşma olanağı sağlar.

*İnternet bağlantısı kurduğunuz her yerden istediğiniz zaman ürün veya hizmet satabilir ya da alabilirsiniz.

*Ürün seçeneğinin fazla olması.

*Müşteri açısından istediği fiyatta ürün bulma olanağı.

*Firma içinde stok kontrolünü daha kontrollü bir ortamda takip edebilmesi.

*Firma için herhangi bir ofise ihtiyaç duymadan ticaretini yapabiliyor olması.

*Tedarikçi için daha geniş müşteri kitlesini hitap ediyor olması.

*Ürün hakkında ürünü kullananlar tarafından yapılan yorumlar sayesinde ürün hakkında daha net bilgilere sahip olur.

*Satıcı firma ürünleri hakkında daha detaylı bilgi sunma olanağı.

*İşletmeler arası rekabeti artırmaktadır.

*İşletmelerde genel maliyetleri düşürmektedir.

*Maliyetler fiyatlara yansımaktadır.

 

Son on yıldır teknolojinin ilerlemesi ile de internet daha çok kitleye hitap etmiş ve internet kullanıcı sayısı günden güne katlanarak artmış olduğu görünmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa nüfusunun büyük bir kısmı interneti çok yaygın olarak kullanmakta aynı şekilde gelişmiş ülkelerde de internet kullanıcıların arttığı ve e-ticaretin de çok aktif olarak görülmekte. Öyle gözüküyor ki önümüzde  yıllar geçtikçe teknoloji daha çok ilerleyecek ve e-ticaret kullanıcı sayısının daha çok artacağı kaçınılmaz.

 

“Allah için ticaret yapın ve kazanın”    ( Hz. Osman )

 

***  Okuyucularımıza bol kazançlar dileriz…

 

 

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights